Antalya

Tarihin, doğanın ve şehir hayatının kesişim noktası: Antalya. Türkiye’nin güneyinde, Akdeniz’in en parlak kıyılarından birinde yer alan Antalya, sadece bir yaz tatili destinasyonu değil; tarihiyle, mimarisiyle, gastronomisiyle ve gündelik hayatın ritmiyle başlı başına bir Akdeniz şehri deneyimi. Antik dönemden Osmanlı’ya, oradan bugünün modern kent dokusuna uzanan katmanlı yapısıyla Antalya, ziyaretçisine her adımda başka bir zaman dilimini sunuyor.

Kaleiçi’nin taş sokaklarında yürürken Hadrian Kapısı’ndan geçip bir Roma kalıntısına varabilir, ardından Selçuklu izleri taşıyan Yivli Minare’yi görebilir, birkaç sokak ötede ise eski bir konakta kurulmuş çağdaş bir sanat galerisini gezebilirsiniz. Bu yönüyle Antalya, klasik tatil anlayışının çok ötesinde, bir keşif alanı gibi.

Deniz kıyısına sırtını yaslamış surlar, begonvillerle örtülü Osmanlı evleri, falezlerin üzerine kurulmuş seyir noktaları, zengin mutfağı ve lokal pazarlarıyla Antalya, hem dinlendirici hem de kültürel anlamda doyurucu bir kaçış rotası.

Bu rehberde, Antalya’nın merkez ilçelerine ve özellikle Kaleiçi çevresine odaklanıyoruz. Oteller, kafeler, yeme-içme durakları, mimari yapılar, müzeler ve gezilecek sokaklar… Hepsi bu yavaş tempolu keşif için derlendi.

Antalya’ya Ne Zaman Gidilir?

Antalya yılın büyük kısmında güneşli ve ılıman bir iklime sahip. Ancak şehri hem rahatça gezmek hem de deniz keyfi yapmak istiyorsanız en uygun dönem Nisan sonu ile Haziran ortası ve Eylül – Ekim ayları arası. Eğer Antalya’dan başlayıp Kaş’a doğru devam edecekseniz Kaş rehberimize de buradan göz atmayı unutmayın. Antalya – Kaş yol üzerinde uğrayabileceğiniz yerler hakkında içeriğimizi ise burada bulabilirsiniz.

Yaz aylarında (özellikle Temmuz – Ağustos) sıcaklık 40 dereceye yaklaşabilir, nem oranı da oldukça yüksek olur. Bu dönemde sahiller kalabalık, şehir içi trafiği ise yoğun olabilir. Yine de deniz tatili planlayanlar için bu sezonun ayrı bir enerjisi vardır.

İlkbahar ve sonbahar aylarında ise hem gündüz gezileri hem de denize girilecek kadar ılık havalar mümkün. Özellikle Kaleiçi gibi yürüyerek keşfedilecek bölgelerde, bu dönemde hava koşulları çok daha konforludur.

Kış aylarında şehirde hayat yavaşlar ama Akdeniz güneşi yılın büyük kısmında hâlâ hissedilir. Özellikle gastronomi, tarih ve şehir atmosferi odağında bir gezi planlıyorsanız kış da değerlendirmeye değer.

Antalya’ya Kaç Gün Ayırmalı?

Antalya merkezde kalacak ve Kaleiçi çevresini gezmekle yetinecekseniz 2-3 gün ideal bir süre. Bu sürede tarihi yapıları gezebilir, şehrin yerel pazarlarını ve çağdaş sanat galerilerini keşfedebilir, falez kıyılarında gün batımını izleyip iyi restoranlarda yemek yiyebilirsiniz.

Eğer biraz daha zamanınız varsa, 4-5 günlük bir planla Konyaaltı ve Lara gibi çevre semtlerde denize girebilir, Duden Şelalesi’ne uğrayabilir, Antalya Müzesi’ni gezebilir ve günübirlik olarak Perge, Termessos, Phaselis, Olympos ya da Aspendos gibi antik kentlere uzanabilirsiniz.

Yani Antalya’ya sadece “varmak” değil, biraz da durup yaşamak için gelin. Çünkü şehir, gerçekten tanımaya başladığınızda güzelleşiyor.

İçindekiler

İyi Lezzet Durakları

Restoranlar:

  • Chayote
  • 7 Mehmet
  • Cava Restaurant
  • Vahap Et Restaurant
  • Sıra Konyaaltı
  • Sıralı Kebap
  • Parlak Restaurant
  • Göz Balık
  • Bonviv

Lokantalar, Şişçi ve Piyazcılar:

  • Topcu Kebap
  • Öz Arabın Yeri
  • Volkan Şişçi Kadirin Yeri
  • Özgül Kebap
  • Şen Baba Kebap
  • Arzum Döner
  • Lokanta Mia
  • Piyazcı Hüseyin
  • Piyazcı Ahmet
  • Piyazcı Sami

Kahvaltı:

  • Konak Gözleme (Beldibi)
  • Börekçi Tevfik
  • Yıldız Serpme Börek Metin Usta

Fırın:

  • Brezel And More
  • Sade Patisserie
  • Ekşi Co.
  • Zaide Artisan Bakery
  • Pain Dore Artisan Bakery

Kahve:

  • 404Coffee
  • The Sudd
  • Kleo Co Cafe

Bar/StreetFood:

  • The 251 Soul
  • The Soul Antalya
  • Skull Kaleiçi

Antalya'da Konaklama Önerisi: Casa Sur

Kaleiçi gibi yürüyerek keşfedilen tarihi bir bölgede, konaklayacağınız yer yalnızca bir yatak değil; deneyimin kendisi haline gelir. Bu yüzden bizce Antalya merkezindeki en özel seçeneklerden biri: Casa Sur Antalya.

Hadrian Kapısı’nın hemen yanı başında yer alan Casa Sur, sadece merkezi konumuyla değil, taşıdığı ruhla da öne çıkıyor. Burası bir zamanlar Antalya’nın önemli ressamlarından Muhittin Selamet’in evi ve atölyesiymiş. Bugün ise geçmişin sanatsal mirasını doğayla buluşturan, huzurlu bir butik otele dönüşmüş.

Casa Sur’un içinden geçtiğinizde sizi ilk karşılayan şey botanik bir bahçe oluyor: portakal ağaçları, muz dalları, palmiyeler arasında gölgede kitap okunacak, kahve yudumlanacak alanlar… Sabahları bu bahçede servis edilen sade ama özenli kahvaltılar, güne keyifli bir başlangıç yapmanızı sağlıyor. Akşamları ise otelin teras barında bir kokteyl eşliğinde Antalya’nın gün batımını izleyebilirsiniz.

Toplamda sadece 14 odası bulunan otelin her bir odası farklı detaylarla dekore edilmiş. Sessiz, estetik ve zarif bir atmosfer hâkim. Bahçede zaman zaman yoga seansları ve küçük sanat etkinlikleri de düzenleniyor. Otelin içinde yer alan Cava Restaurant ise modern yorumlarla hazırlanmış menüsüyle, şehirde yemek yemek için başlı başına bir neden.

Kaleiçi’ni yürüyerek keşfetmek isteyenler için Casa Sur’un konumu çok ideal. Antalya Limanı’na, falezlerin kıyısındaki yürüyüş yollarına ve denize girilebilen noktalara birkaç dakikalık yürüyüşle ulaşmak mümkün. Arabayla gelen misafirler için çevrede uygun fiyatlı otoparklar da mevcut. Biz tüm seyahat boyunca aracımızı mekanik otoparka park ettik.

Eğer Antalya’da sıradan bir otel yerine, sanatı hissedebileceğiniz, doğayla iç içe, sakin ama ilham veren bir konaklama arıyorsanız, Casa Sur sizin için ideal bir durak olabilir.

Antalya Gezi Rehberi

Tarihi sokaklar, antik kalıntılar, pırıl pırıl plajlar ve doğayla iç içe yürüyüş rotaları… Antalya, her zevke hitap eden zenginlikte bir şehir. Şehri keşfetmeye başlamak için dört ana rotayı takip edebilirsiniz:

1. Kaleiçi’nde Görülmesi Gereken Yerler

  • Hadrian Kapısı (Üçkapılar)
    130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus’un Antalya’ya gelişi onuruna inşa edilen, şehrin en simgesel yapılarından biri.

  • Yivli Minare Camii: 13.yüzyıldan kalma Selçuklu eseri. Antalya silüetinin ayrılmaz bir parçası olan bu minare, aynı zamanda bir camii kompleksi içinde yer alır.

  • Antalya Oyuncak Müzesi
    Tarihi liman bölgesinde yer alan bu renkli müze, nostaljik oyuncak koleksiyonuyla hem çocukları hem yetişkinleri cezbediyor.

  • Antalya Etnografya Müzesi
    Restorasyonla ziyarete açılan geleneksel Antalya konaklarında kurulu bu müze, Osmanlı dönemine ait günlük yaşam eşyalarını ve el sanatlarını sergiliyor.

  • Şehzade Korkut Camii (Kesik Minare Camii)
    İlk yapımı Roma dönemine uzanan, sonra kiliseye ardından camiye dönüştürülen bu yapı, son restorasyonla tekrar cami olarak açıldı. Kaleiçi’nin çok katmanlı tarihini simgeler.

  • Suna & İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi: 19.yüzyıl Antalya sivil mimarisini yansıtan iki binadan oluşuyor. Etnografik canlandırmalarla birlikte Akdeniz yaşam kültürünü detaylıca anlatıyor.

  • Kaleiçi Limanı
    Yat turlarının kalktığı, falezlerin çevrelediği bu tarihi liman, gün batımı yürüyüşleri ve tekne gezileri için birebir.

  • Hıdırlık Kulesi
    Romalılardan kalma, Akdeniz’e nazır konumuyla muhteşem bir manzara sunan taş kule. Gün batımı izlemek için en romantik noktalardan.

2. Antalya’nın En Önemli Antik Kentleri:

  • Perge Antik Kenti
    Aksu ilçesindeki bu antik şehir, etkileyici sütunlu caddeleri, agora ve tiyatrosuyla Antalya’nın en kapsamlı ören yerlerinden biri.

  • Aspendos Antik Tiyatrosu
    Roma dönemine ait en iyi korunmuş tiyatrolardan biri. Mükemmel akustiği sayesinde hâlâ etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

  • Termessos
    Toroslar’ın yüksek rakımında, Güllük Dağı Milli Parkı içinde yer alan bu antik kent; vahşi doğayla iç içe, dramatik bir manzara sunuyor. Yolu biraz zorlu ama manzaraları harika.

  • Side Antik Kenti
    Sahilin hemen kıyısında kurulmuş antik kent, Apollon Tapınağı, tiyatrosu ve deniz manzaralı yürüyüş yollarıyla görülmeye değer.

  • Phaselis Antik Kenti
    Hem tarihi kalıntılar hem de yüzme imkânı sunan eşsiz bir ören yeri. Orman içindeki liman kalıntıları çok etkileyici.

  • Myra Antik Kenti (Demre)
    Likya uygarlığına ait kaya mezarları ve tiyatrosuyla ünlü. Yakınındaki Aziz Nikolaos Kilisesi ile birlikte ziyaret edilebilir.

  • Olympos Antik Kenti
    Çıralı ile Olympos arasında, nehir kenarına kurulu bu antik kent, hem tarih hem doğa hem de deniz tatili için ideal. Orman içindeki kalıntılarla yürüyüş yapmak ve sonrasında Olympos sahiline ulaşmak mümkün.

3. Yüzmek İçin Favori Plajlar

  • Konyaaltı Plajı
    Şehir merkezine çok yakın, çakıl taşlı ve uzun sahiliyle her yaştan ziyaretçiye uygun. Tesis imkanları gelişmiş.

  • Lara Plajı
    İnce kumlu, geniş ve oteller bölgesiyle iç içe uzun bir plaj. Halk plajı alanı da bulunuyor.

  • Mermerli Plajı
    Kaleiçi’ne yürüyüş mesafesinde, küçük ama şehrin ortasında yüzme imkânı sunan bir plaj. Bu sene işletme el değiştirdiği için ne yazık ki ziyaret edemedik.

  • Çıralı Plajı
    Doğal koruma altında olan bu sahil caretta carettaların da yaşam alanı. Olympos Antik Kenti ile birleşen sahil çok etkileyici ve huzurlu.

  • Çaltıcak Plajı
    Antalya-Kemer yolu üzerinde, kamp ve piknik severler için uygun, doğal gölgeliği bol bir koy.

  • Konserve Koyu
    Merkeze yakın ama nispeten daha sakin, (özellikle sabahları) dalgasız denizi ve berrak suyu ile bilinen küçük bir koy.

  • Erenkuş Plajı
    Falezlerin arasında yer alan, yerel halkın sıklıkla tercih ettiği, sakin ve taşlık bir halk plajı.

  • İnciraltı Plajı (Falez 2 Parkı)
    Şehir içinde bir mola noktası. Temizliği, ulaşım kolaylığı ve doğal yapısı ile öne çıkıyor. Asansör ile ulaşmak çok kolay haliyle oldukça da kalabalık oluyor.

  • Phaselis Koyu
    Antik kentin içinde yüzme imkânı sunan eşsiz doğası ile öne çıkan bir başka durak.

4. Parklar, Milli Parklar ve Şelaleler

  • Karaalioğlu Parkı
    Kaleiçi’nin hemen yanında falezlere nazır yürüyüş yolları, çay bahçeleri ve manzaralı dinlenme alanlarıyla şehir merkezinin en keyifli parkı.

  • Atatürk Parkı
    Denize bakan terasları ve yürüyüş yollarıyla, özellikle gün batımında şehir manzarası için ideal bir nokta.

  • Güllük Dağı (Termessos) Milli Parkı
    Hem antik kent kalıntıları hem de zengin bitki örtüsü ile doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için eşsiz.

  • Düden Şelalesi (Yukarı Düden)
    Şehrin kuzeyinde yer alır; doğal göl ve yürüyüş parkurlarıyla günübirlik kaçamaklar için idealdir.

  • Aşağı Düden Şelalesi (Karpuzkaldıran)
    Falezlerden Akdeniz’e dökülen suyun oluşturduğu etkileyici manzarasıyla, şehir içinde görülmesi gereken nadir doğa harikalarından.

  • Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı
    Şehrin biraz dışında, yemyeşil doğası ve sakinliğiyle öne çıkan küçük ama etkileyici bir şelale alanı.

  • Karain Mağarası
  • Göynük Kanyonu
  • Güver Kanyonu

Antalya Yeme-İçme Deneyimleri

Chayote – Kaş’tan Antalya’ya taşınan bu restoran, Antalya’nın en rafine mekanlarından biri. Mevsimsel malzemelerle hazırlanan menüsü sade ama etkileyici. Yavaş yavaş ilerleyen bir akşam yemeği için ideal. Servis başarılı, atmosfer samimi. Aşağıda detaylı değerlendirmemizi bulabilirsiniz.

7 Mehmet – Antalya mutfağının yıldız ismi. La Liste’nin dünyanın en iyi 1000 restoranı arasına aldığı bu klasik, modern yorumlu Anadolu yemekleriyle öne çıkıyor. Kabak tatlısı, oğlak eti ile hazırladıkları tandırı – iç pilavı ve favası favorilerimiz arasında. Rezervasyon şart. Servis zayıf.

Cava Restaurant – Casa Sur otelin içinde yer alan bu restoran, sade ama sofistike bir menü sunuyor. Ferah avlusu, kokteylleri ve özenli sunumlarıyla Kaleiçi’ndeki en iyi akşam yemeği alternatiflerinden.

Vahap Et Restaurant – Şehir merkezinde uygun fiyatlı ama kaliteli bir et restoranı. Meze menüsü de güçlü, etler ise iyi pişirilmiş. Tatlılar beklentinin altında kaldı ama genel deneyim tatmin edici.

Sıra Konyaaltı – Tasarımıyla öne çıkan, modern dokunuşlar taşıyan bir et restoranı. Et kalitesi oldukça yüksek, servis dikkatli. Ortam daha çok akşam yemeği için uygun.

Sıralı Kebap – Antalya’nın sosyal medyada ünü yayılmış kebapçısı. Geniş menüsü, başarılı servis ve ferah mekan avantajı sunuyor. İstanbul’da ve Ankara’da da şubeleri bulunduğu için Antalya’da ilk gidilecek restoranlar arasında değil bizce ama yine de önemli.

Parlak Restaurant – 1954’ten beri hizmet veren, şehirde klasikleşmiş kömür piliççisi. Şiş köfte ve balkabağı tatlısı gibi klasikler de denenebilir. Mekan nostaljik, servis hızlı.

Göz Balık – Rakı & balık arayanlar için iyi bir adres. Sahildeki lokasyonu, sakin atmosferi ve taze ürünleriyle öne çıkıyor.

Bonviv – Kaleiçi’nde İtalyan esintili ufak ve romantik bir restoran. Pizzaları, makarnaları, İtalyan mutfağından başlangıç ve ana yemekleriyle oldukça çeşitli bir menü sunuyor.

Antalya’da şiş köfte ve piyaz konusunda birçok iddialı mekan var.
Bizim favorilerimiz:

Öz Arabın Yeri
Özgül Kebap
Volkan Şişçi Kadirin Yeri

Bunların dışında denediğimiz Piyazcı Hüseyin, Piyazcı Ahmet ve Piyazcı Sami gibi salaş lokantalar da oldukça seviliyor. Özellikle Piyazcı Hüseyin, öğle saatlerinde kalabalık oluyor.

Öğle yemeği için denediğimiz diğer mekanlar:

→ Çorbası ve helvasını beğendiğimiz Şen Baba Kebap,
→ Lokallerin uğrak dönercisi Arzum Döner,
→ Sadece öğle servisi veren küçük bir lokanta olan Lokanta Mia.

Kahvaltı için bu kez serpme yerine börekçiler ve artizan fırınları tercih ettik.
Börekçi Tevfik ve Yıldız Serpme Börek Metin Usta, Antalya’nın meşhur serpme böreği için başarılı iki adres.

Artizan fırınlar ise gelişmeye açık. Bizim favorimiz, Alman stili ürünleriyle Brezel and More oldu – özellikle pretzel ve kruvasanları lezzetliydi.
Denediğimiz diğer fırınlar:
Ekşi Co
Sade Patisserie
Zaide Artisan Bakery
Pain Dore Artisan Bakery
Özellikle Zaide ve Pain Dore’nin ürünleri birbirine oldukça benziyor. Lezzet olarak çok etkilenmesek de, kahvaltı için keyifli alternatifler olabilirler.

Kahve konusunda ise fırınlar biraz zayıf kaldı. Nitelikli kahve ve keyifli ortam için iki adres önerebiliriz:
404 Coffee
The Sudd
Kleo Co Cafe

Bar ve Burger:

251 Soul: Akra Otel’in içerisinde yer alan ve adını cazın temel akor dizisi II‑V‑I’den alan bu mekân, Antalya’daki en önemli canlı müzik duraklarından biri. Her gün 17:00–00:30 arasında caz, blues, funk ve soul türlerinde performanslara ev sahipliği yapıyor

The  Soul: Kaleiçi’nin kalbinde, gün batımı saatlerinde özellikle çok etkileyici bir manzara sunan bar. Şehrin eski taş evleriyle çevrili çatılardan batan güneşi izlemek, serinleyen havaya karşı sohbet eşliğinde içkisini yudumlamak isteyenler için bir numaralı tercih.

Skull Kaleiçi: İstanbul’dan tanıdığımız ve Antalya’da Mono Hotel’in içinde yer alan bu mekan, Antalyalıların favori burgercilerinden biri haline gelmiş. Lezzet ve atmosferiyle dikkat çeken Skull, hem gündüz hızlı bir öğle molası hem de akşamüstü atıştırması için ideal.

7 Mehmet

Bir yemeğin tadı bazen tabaktan taşar; hafızaya, kente, hatta ülke mutfağına işlenir. 1937’de küçük bir sahil lokantası olarak doğan 7 Mehmet, bugün yalnızca Antalya’nın değil, Türkiye’nin de en saygın gastronomi duraklarından biri.

Bu saygı yalnızca yerelde değil, küresel ölçekte de tescillenmiş durumda: Fransa merkezli gastronomi rehberi @laliste1000 , 7 Mehmet’i dünyanın en iyi 1000 restoranı arasına dahil etti. Türkiye’den yalnızca 5 restoranın yer aldığı bu seçkide, Anadolu mutfağına dayalı kimliğiyle öne çıkan 7 Mehmet’in bulunması bizce çok kıymetli.

Aileden gelen geleneklerle “basit restorancılığın” ötesine geçmek bir vizyon gerektiriyor, bunu sürdürebilmek de bir o kadar zor. Ancak 7 Mehmet bunu yıllardır başarıyla sürdürüyor. Henüz Türk mutfağıyla tanışmamış birini tek bir restorana götürecek olsak, bu restoran muhtemelen 7 Mehmet olurdu.

Masamızdakiler:
• Hibeş – tahin, limon ve baharatın birlikteliği.
• Avokado salatası – turunç ekşisiyle dengelenmiş, ferah.
• Fava – zeytinyağlı bakla püresi, karamelize soğanla birlikte efsane.
• Domates soslu patlıcan – közlenmiş patlıcana yaz domatesinin hafifliği eşlik ediyor.
• Oğlak tandır & iç pilav – tel tel ayrılan et, kuş üzümlü-bademli pilavla başrolü paylaşıyor.
• Oğlak pirzola – odun ateşinde pişmiş, dışı kızarmış, içi sulu.
• Kaymaklı tahinli balkabağı tatlısı – taş fırın dokulu hafif yanık kabak, üstünde Afyon kaymağı ve tahinle muazzam bir final.

Bazı tabaklar var ki sizi hiç yanıltmıyor; özellikle oğlak tandır, iç pilav ve kabak tatlısı her daim çok lezzetli. Menüde mevsimlik malzemeler ve yenilikçi bir bakış açısı göze çarpıyor.

Deneyim olarak en zayıf bulduğumuz nokta ise servis. Akşamları oldukça yoğun, müdavimcilik hissediliyor. Eğer çalışanlar arasında tanıdık bir yüz yoksa masanızla ilgilenen birini bulmak zor olabiliyor. Şarap tavsiyesi ya da menüye hâkimiyet konusunda iyileştirme şart. Bu zamana kadar ki 5 ziyaretimizde servis konusundaki aksiliklerin tekrar ettiğini gözlemledik.

Toroslar’a karşı gün batımı ışığında, geniş terasa yayılan bir masa, Antalya’da şehir içinde kurulan en özel sofralardan birine dönüşüyor. Özellikle gün batımından hemen önce gelmek gerek.

Chayote

Şef Tuncay Gülcü’nün 2024 yılında Nirvana Cosmopolitan’a taşınan restoranı Chayote’yi ve iddialı menüsünü denemek istiyorduk.

Tanıdık lezzetlerin modern yorumlarla zenginleştirildiği Chayote, bizi beklentilerimizin üzerinde bir yemek deneyimiyle karşıladı. Yerel malzemeye duyulan saygı ve mutfakla kurulan güçlü bir bağ hissediliyor her ayrıntıda.

Yemeğe, kokteyl menüsünden Aegean Negroni ile başladık. Bu isimle akıllar Atina’daki The Clumsies’in ödüllü negronisine gitti tabii ama bambaşka içerikleri var.

Ardından gelen ilk tabaklar — Olağandışı Pancar, Füme Akya Balığı ve Hibeş 2.0 — iyi malzeme odaklı, aynı zamanda yaratıcı tabaklardı.

Pancarın farklı işlemlerden geçerek buluştuğu Olağandışı Pancar keyifliydi. Şefin favori tabaklarından biri olduğu için hibeşi denemesek olmazdı. Hibeş 2.0, Antalya’da pek çok yerde yiyeceklerinizin aksine çok dengeliydi.
Ana yemeklerde bizim için öne çıkan iki tabak vardı: özel sarım kuzu kokoreç, minyatür formda sunulmuş ve içi sulu, dışı tam kararında çıtırdı. Son dönemde Türkiye’de yediğimiz en iyi kokoreçlerden biri.

Ardından gelen mantarlı erişte, mantar suyunda pişirilip Bergama tulumu ile tamamlanmıştı — sade ama zengin, tanıdık ama yenilikçi. Karbonhidrat sevenlerin konfor alanı bir tabak.
16 saat pişirilen dana kaburga ve odun ateşinde kuzu uykuluk tabakları da yine malzemenin ve pişirme tekniğinin gücünü hissettirdi, iyi aromalara sahipti ikisi de.
Her tabağın temelinde ise yerel ve mevsimlik ürünlere duyulan büyük bir saygı var. Tuncay Gülcü, sanat tarihi ve sinema eğitimi sonrasında mutfağa yönelen bir şef. Antalya ve Muğla’da kök salan mutfak birikimini, Urla’nın enginarı, Manavgat’ın tahini, Edremit’in peyniri, Marmaris’in balı gibi ürünlerle destekleyerek kendi gastronomik anlatısını kuruyor.

Restoranın ismini aldığı “chayote” (dikenli kabak) ise bu yaklaşımın bir özeti gibi: Latin Amerika’dan gelen bu bitki, Akdeniz’de kendine bir yuva bulmuş; tıpkı burada modernleşen ve yeniden yorumlanan yerel tatlar gibi.

Chayote, Antalya’da modern mutfak vizyonu ile geleneksel tatların nasıl bir araya gelebileceğini görmek isteyenler için kesinlikle görülmesi ziyaret edilmesi gereken bir restoran.

Arama