Datça

Ege ve Akdeniz’in sularını ikiye ayıran, çam ormanlarının arasından kıvrılan yolları ve kendine has karakteriyle Datça, Muğla’nın en özel köşelerinden biri. Sadece o meşhur berrak koylarıyla değil; badem ağaçları, taş evlerle bezeli mimari dokusu ve köklü tarihiyle de öne çıkıyor. Yarımadanın en uç noktasında, iki denizin birleştiği yerde bulunan Knidos Antik Kenti, tarihte bilim ve sanatın en önemli merkezlerinden biri olmuş. İnsanı yavaşlamaya, kendi içine dönüp düşünmeye davet eden o sakin atmosferiyle Datça, kalabalıktan uzaklaşıp derin bir nefes almak ve sade ama lezzetli yemeğin peşine düşmek için de harika bir rota.

Datça’ya Ne Zaman Gidilir?

Bölgede deniz sezonu bahar aylarından sonbaharın sonuna ve hatta bazılarımız için yıl sonuna kadar uzanıyor. Biz, her zamanki gibi kalabalıkların çekildiği, yarımadanın asıl ruhunun ortaya çıktığı dönemleri; yani Mayıs, Haziran başı veya Eylül sonu ile Ekim aylarını tercih ediyoruz. Datça’ya nasıl gideceğiniz ise seyahat deneyimini fazlasıyla etkiliyor. Zira Muğla’nın merkezine en uzak yerlerden biri, merkezden Muğla’ya ulaşmak 2 saat sürüyor. İstanbul’dan arabayla gelmek ise 8+ saat bir yolculuk demek.

Eğer havayolu ile gelmeyi planlıyorsanız Datça’ya en yakın (ne yazık ki pek de yakın değil) havaalanı Muğla Dalaman Havalimanı (DLM). Havalimanından Datça merkeze ulaşım, virajlı yarımada yolları nedeniyle özel araç veya transferlerle yaklaşık 2.5 – 3 saat sürüyor. Milas Havaalanı biraz daha uzak mesafede.  Bir diğer alternatif ise Bodrum – Milas Havalimanı’na (BJV) inip oradan feribotla Datça’ya geçmek. Ancak bizim gibi direksiyon başında olmayı sevenler ve seyahatlerine patili dostlarını da dahil edenler için burası baştan sona harika bir yol rotası. Kendi aracınızla kıvrımlı yolların tadını çıkarmak bambaşka bir keyif. Havalimanından transfer ayarlamak mümkün ama eğer fırsatınız varsa (Datça içinde de çok işinize yarayacağı için) araç kiralamanızı tavsiye ederiz.

Datça’ya Kaç Gün Ayırmalı?

Yarımadanın sunduğu güzellikler tek bir merkeze değil, geniş bir coğrafyaya yayıldığı için Datça’ya en az 5 gün ayırmak gerekiyor, hatta gelmişken 1 hafta kalırsanız buraya gelirken çekeceğiniz yol yorgunluğunu da üzerinizden atabilirsiniz. Hem Eski Datça’nın taş sokaklarını adımlamak, Knidos’ta o eşsiz gün batımına şahit olmak hem de Gıyrap, Palamutbükü, Ovabükü, Hayıtbükü gibi birbirinden güzel koyların tadını çıkarmak için ideal olan süre bizce bir hafta. Böylece hem yerel şarapların ve lezzetlerin izini sürebilir hem de acele etmeden, yarımadanın o telaşsız ritmine tam anlamıyla ayak uydurabilirsiniz.

Datça’da Nerede Konaklamalı?

Ege ve Akdeniz’in kesiştiği Datça, o meşhur virajlı yolları ve uzaklığı sayesinde ruhunu harika korumuş bir yer. Yarımada içinde koylar arası mesafeler ve yollar yorucu olabildiği için, biz her yere çok daha pratik bir şekilde ulaşabilmek adına konaklama üssü olarak merkezi konumuyla Reşadiye’yi tercih ettik.

Mandalina Bahçesindeki Ev (Reşadiye): Kocaman bir mandalina bahçesi içinde yer alan iki kişilik bu restore edilmiş köy evi (Airbnb), Datça’daki huzur noktamız oldu. Eskiden sulama için kullanılan taş havuzun şahane bir yüzme havuzuna dönüştürülmüş olması mekânın en güzel detayı. Odun fırınlı açık mutfağı, şezlongları ve içeride zeytinyağına kadar düşünülmüş eksiksiz donanımıyla son derece keyifli bir yaşam alanı sunuyor. Reşadiye merkezine yürüme mesafesindeki bu ev, geniş bahçesiyle bizim gibi seyahatlerine köpeklerini de dahil edenler için kusursuz bir seçenek. Taş Apart (Datça Merkez): Datça merkezinde kalmak isteyen ve daha hesaplı bir alternatif arayanlar, Mandalina Bahçesindeki Ev’in sahibi Tuna Bey’in köklü aile işletmesi olan bu apartı değerlendirebilir. Mandalina Bahçesindeki Ev’in bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz.

İçindekiler

İyi Lezzet Durakları

Restoran ve Lokantalar:

Balıkçılar:

Şarap ve Kokteyl:

Kahvaltı ve Fırın:

Kafeler:

Gezi Durakları

Tarihi ve Doğal Keşifler:

  • Knidos Antik Kenti

  • Can Yücel Evi (ziyarete kapalı)

  • Eski Datça sokakları

  • Gebekum Tabiat Parkı

  • Ilıca Gölü (Datça Göleti)

  • Mehmet Ali Ağa Konağı

  • Reşadiye sokakları

Plajlar ve Koylar:

  • Gıyrap Koyu

  • Palamutbükü / Gerence Koyu

  • Kargı Koyu

  • Mendelle Koyu

  • Hayıtbükü

  • Kurubük

  • Ovabükü

  • Kızılbük / Gabaklar Koyu

  • Taşlık Plajı

  • Kızlan Gereme Koyu

  • Bencik Koyu

Datça’nın Tarihi ve Doğal Mirası Üzerine Kısa Bir Not:

Datça yarımadası sadece eşsiz koylarından ibaret değil; aynı zamanda zengin bir kültürel ve doğal miras sunuyor. Ege ve Akdeniz’in tam kesişim noktasında yer alan, tarihte bilim ve sanatın merkezi olmuş Knidos Antik Kenti‘nde güneşi batırmak buraların en büyük ritüellerinden ve Datça’da kesinlikle yapılması gereken şeylerden biri. Begonvillerin sarmaladığı taş evleriyle meşhur Eski Datça sokakları ve büyük şairin anılarını yaşatan Can Yücel Evi, sizi telaşsız, yavaş bir yolculuğa çıkarıyor. Bölgenin en iyi korunmuş sivil mimari örneklerinden olan görkemli Mehmet Ali Ağa Konağı‘nı da barındıran Reşadiye sokakları, tarihi dokusuyla fotoğraf kareleri için harika bir arka plan oluşturuyor. Doğanın farklı yüzlerini görmek isteyenler içinse endemik türlere ev sahipliği yapan, rüzgarın şekillendirdiği Gebekum Tabiat Parkı ile şifalı sularıyla bilinen denizin hemen kıyısındaki Ilıca Gölü (Datça Göleti), rotanıza ekleyebileceğiniz son derece keyifli duraklar.

Knidos Antik Kenti: Tarihçesi ve Önemli Yapıları

Ege ve Akdeniz sularının birbirine kavuştuğu Tekir Burnu’nda (Datça’nın batı ucu) yer alan Knidos Antik Kenti, tarihi MÖ 2000’li yıllara dek uzanan son derece zengin ve önemli bir Karia yerleşimidir.

Genel Tarihi ve Konumu

  • Mora (Peleponnes) Yarımadası’ndan göç eden Dorlar tarafından, Kos ve Rodos’un ardından kurulan kent, Halikarnassos’tan sonra bilinen ikinci Dor şehri olma özelliğini taşımaktadır.

  • Şarap üretimi ve bu şarapların ihracatıyla büyük bir ticari güce ulaşan Knidos, MÖ 6. yüzyıldan itibaren Hellen dünyasında kritik bir konuma sahip olmuştur.

  • Ne yazık ki antik dönem ihtişamından günümüze sınırlı sayıda kalıntı ulaşabilmiştir. Kentten çıkarılan bazı kıymetli eserler ise günümüzde Londra’daki British Museum’da sergilenmekte.

  • Antik yazar Strabon’un da aktardığı üzere, engebeli topografya nedeniyle kent adeta bir tiyatro gibi sahilden akropole doğru yükselen teraslar dizisi şeklinde tasarlanmıştır.

  • Anakara ile “Kap Krio” (Deveboynu) adlı adacığın dar bir kıstakla birbirine bağlanması, kente batıda savaş gemileri, doğuda ise ticaret gemileri için olmak üzere iki doğal liman kazandırmıştır.

  • Şehirleşme planı olarak birbirini dik açılarla kesen paralel cadde ve sokaklardan oluşan plan-kare (Hippodamos) sistemi kullanılmıştır.

Öne Çıkan Mimari Yapılar

  • Büyük Tiyatro: Şehrin doğusunda yer alan bu yapının taşları; Kahire’deki Mehmet Ali Paşa sarayı ve camisi ile İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nın inşasında kullanılmak üzere sökülerek götürülmüştür. Günümüzde alanda sadece duvar kalıntıları bulunmaktadır.

  • Tapınak Terasları: Şehre en hakim noktadaki “Yuvarlak Tapınak Terası”, eskiden Afrodit’e atfedilse de güncel araştırmalar buranın farklı bir tanrıya ait olduğunu ortaya koymuştur. Bu terasın altında ise “Apollon Karneios” festivallerinin düzenlendiği, oturma alanlarına ve yazıtlı bir mermer sunağa sahip Apollon Terası bulunur.

  • Liman Caddesi ve Stoa: Küçük limandan şehre doğru uzanan yaklaşık beş metre genişliğindeki Liman Caddesi üzerinde, su işleri müdürü Boulakrates’in halk için yaptırdığı silindirik gövdeli bir çeşme gün yüzüne çıkarılmıştır. Batıya doğru uzanan mermer kaplı, “Opus Sectile” taş işçiliğiyle süslenmiş görkemli stoa içerisinde ise Roma dönemine ait heykeller ve kitabeler bulunmuştur.

  • Diğer Kalıntılar: Antik kent arazisinde ayrıca pembe yerel taşlardan inşa edilmiş Pembe Tapınak, zeminlerinde mozaikler ve Arapça yazılar barındıran yedi farklı kilise ile doğu tarafında iyi korunmuş Hellenistik bir villa yer almaktadır. Adacık kısmında (Kap Krio) ise MÖ 4. yüzyıl ile MS 5. yüzyıllar arasında kullanıldığı tespit edilen teraslanmış dükkân ve atölyeler mevcuttur.

Ziyaretçiler İçin Gezi Tavsiyeleri

  • Ulaşım: Eski Datça’dan araçla ortalama 1 saatlik mesafede bulunan kentin yolları bol virajlı ve antik kente yaklaştıkça sürüş biraz daha zorlaşmakta ama tabii ki bunlar Knidos’u ziyaret etmemize engel olamaz.

  • Ziyaret Saatleri: Antik kente girişler sezonda 08:30 ile 19:30 saatleri arasında yapılıyor. Kış aylarında ise daha erken kapanıyor, gitmeden önce güncel açılış saatlerini kontrol edin.

  • Gün Batımı ve Doğa: Alanda yapılabilecek en güzel etkinliklerden biri gün batımını seyretmek. Gün batımını izlemek için Deveboynu Deniz Feneri’nin bulunduğu tepe tercih ediliyor. Antik kentin bitişiğinde, yüzmek için değerlendirilebilecek harika ve bakir bir koy da var.

  • Fenere Çıkış Uyarıları: Deniz fenerine tırmanmak yaklaşık 30-40 dakika sürdüğünden, tırmanmayı planlayanlara terlik yerine kapalı ayakkabı tercih etmesi tavsiye ederiz. Gün batımı sonrasında karanlık patikadan dönüş yapılacağı için el feneri veya şarjı tam bir telefon bulundurulmalı.

Datça Yeme İçme Rehberi

Datça’da Nerede Ne Yenir? Datça Lezzet Önerileri, Mekan Tavsiyeler

  • Yakamengen III: Datça merkezinden yaklaşık 25 kilometre batıda, Yaka köyünde yer alan bu mekan, Michelin tavsiye listesine girmeyi sonuna kadar hak eden bir şef restoranı. Eski bir zeytinyağı işliğinden dönüştürülen büyüleyici bir taş binanın avlusunda, sadece akşamları ve a la carte olarak hizmet veriyorlar. Genç bir şefin mutfağından çıkan yaratıcı tabakları, asırlık zeytin ağaçlarının gölgesinde, son derece keyifli ve rafine bir atmosferde tatmak seyahatin en özel anlarından biriydi bizim için. Yemek servisi şefin ağız oyalayıcı ikramlarıyla başlıyor. Vişneli Hatmi Dolma, Tatlı Patatesli Gnocchi ve Mavi Yengeç Salatası menüden favorilerimiz. Kokteylleri oldukça keyifli, eşlikçi olarak iyi bir şarap seçkileri de var.

  • Bizim Ev Datça: Kargı Koyu’nun o durgun sularına kapılarını açan, hem plaj kullanımı hem de akşam yemeği için dışarıdan misafir kabul eden çok şık bir işletme. Atmosferi, denize sıfır masaları ve imza kokteylleri gerçekten çok başarılı. Geniş ve rahat alanıyla patili dostlarımızla da çok rahat ettiğimiz bir mekan oldu. Dürüst bir not düşmek gerekirse: mekanın iddialı ambiyansına ayak uydurması için lezzetlerin biraz daha geliştirilmesi gerekiyor. Mütevazı bir menüleri var aşırı iddialı ve gereksiz yüksek fiyatlı tabaklar yok ama tabaklara biraz daha özenilebilir.

  • Tek Buçuk Meyhane: Eski Datça’nın o meşhur Arnavut kaldırımlı, begonvilli ara sokaklarından birine gizlenmiş bir meyhane. Kalabalıktan uzak, samimi, tam kıvamında mezeleriyle son derece keyifli bir meyhane deneyimi sunuyor.

  • Gani Balık: Datça İskelesi’nin o nostaljik ve hareketli atmosferinde yer alıyor. Klasikleşmiş Ege mezelerinin hakkını veren, taze deniz balıklarını tam kararında pişiren, hizmet kalitesiyle Datça merkezdeki favori balıkçımız.

  • Musti Fish Restaurant: Rotanızı Hayıtbükü’ne çevirdiğinizde, denizin hemen kıyısında, dalga sesleri eşliğinde taze deniz ürünleri yiyebileceğiniz salaş ve lezzetli bir durak.

  • Poyraz Restaurant: Ovabükü sahilinde, akşamüstü güneşin batışını izlerken hem denizin hem de sakinliğin tadını çıkarmak için harika bir lokasyon. Ortam ve deniz ürünleri çok keyifli olsa da, mezelerin lezzet profilinin biraz daha yukarı taşınabileceğini not düşelim.

  • Jale Winecellar: Kairos Marina’da denize karşı harika bir konumda yer alıyor. Eşsiz bir gün batımı manzarasına karşı lezzetli eşlikçiler ve peynir tabaklarıyla yerel şarapları yudumlamak için Datça’nın en sevilen, en imza adreslerinden biri.
  • Mayan Datça: Akşam yemeği sonrasında İskele’nin hareketli ama bir o kadar da büyüleyici manzarasına karşı konumlanan bu mekan, iyi müzik ve marinadaki teknelerin ışıkları eşliğinde günü noktalamak için harika bir alternatif.

  • Ruv Datça: İskele bölgesinde yer alan ve manzarasıyla öne çıkan bir diğer favorimiz. Özenle hazırlanmış imza kokteylleriyle Datça akşamlarının tadını çıkarmak ve lezzetli içkiler yudumlamak için son derece keyifli bir durak. Burada birkaç tabak da denedik, tabaklar biraz geliştirilmeli. Ama kokteylleri ve ortamı için kesinlikle uğramaya değer.

  • Kavakdibi: Gün içinde biraz çalışmak, kitabınızı okumak veya sadece sessizliğin tadını çıkarmak isterseniz Karaköy tarafında yer alan bu mekan, o aradığınız huzurlu ortamı sunan favori işletmelerimizden.

  • Tales: Sakinlik arayanlar için bir diğer durağımız ise Reşadiye’de bulunan bu keyifli işletme. Gün ortasında kalabalıktan uzaklaşıp kahvenizi yudumlarken kendi halinizde dingin vakit geçirebileceğiniz oldukça hoş bir mekan. Yanı başındaki Kahveci İsmail ise Reşadiye’nin ikonik mekanlarından biri.

  • Knidos Winery & Datça Bağ: Datça’nın rüzgarlı ikliminin ve özel teruarının yerel üzümlere kattığı karakteri keşfetmek için yarımadanın kendi üreticilerini rotaya eklemek şart.

  • Leyla Datça: Eski Datça’nın tarihi dokusu içinde, taş duvarlar arasında İtalyan esintileri sunan zarif bir mekan. İnce hamurlu lezzetli pizzaları ve iyi şarap seçkisiyle, yöresel mutfağa biraz ara vermek isteyenler için harika bir alternatif.

  • Cafe Inn: Datça sahilinde yürüyüş yaparken karşınıza çıkacak, iddiasız gözüken, salaş ama lezzet konusunda şaşırtıcı derecede başarılı bir kafe/restoran. Taptaze malzemelerle hazırlanan doyurucu salataları ve ev özlemini gideren “tava köftesi” bizim favorilerimiz arasına girdi.

  • Uysal Cafe & Gözleme: Deniz kenarında, denizden çıkıp ıslak mayoyla bile oturabileceğiniz rahatlıkta bir klasik. Özellikle el açması gözlemeleri ve mantısıyla, hızlı ve doyurucu bir öğün için sahildeki en doğru adres. Açıkçası Kumluk sahilinde tüm kumsalı işgal eden bol masalı işletmelerin yanında Uysal Cafe bizim favori mekanlarımızdan oldu.

  • Hestia: Dünyanın farklı köşelerinden mantı ve dumpling çeşitlerini Datça’ya taşıyan, menüsüyle fark yaratan bir lokanta. Mantıları az porsiyon söyleyerek farklı çeşitleri deneyebilirsiniz. Bazı mantıların kapamalarında sıkıntılar vardı ve dağılıyordu, ama sevdiklerimiz de oldu. Yaka tarafına öğlen saatlerinde geldiyseniz değerlendirebilirsiniz.

  • Kıtırak Kahvaltı: Datça merkeze biraz mesafe yapsanız da, hem doğa içindeki ortamı hem de masaya gelen ürünlerin kalitesiyle o yola kesinlikle değiyor. Klasik serpme kahvaltılardan sıyrılan özgün lezzetleri, ev yapımı reçelleri ve hamur işleriyle kalbimizi çaldı. Bölgedeki alternatiflerine kıyasla fiyatları bir tık yüksek olsa da porsiyonların son derece doyurucu ve malzemelerin birinci sınıf olduğunu belirtmek gerek.

  • Rüzgar Kafe: Reşadiye’de, asırlık ağaçların altında, aşırı tatlı ve gölgelik bir bahçede hizmet veriyor. Güne telaşsız, huzurlu ve yeşillikler içinde bir başlangıç yapmak için seyahatimiz boyunca en sevdiğimiz sabah duraklarından biri oldu. Kahvaltısı basit ama oldukça yeterli, salaş bir mekan.

  • Espadin Artisan Bakery: Datça seyahatimiz boyunca birkaç farklı fırın denedik ancak hem ekmekleri hem de lezzetli börekleriyle açık ara favorimiz burası oldu. Sabah kahvaltısında sofraya, çayın yanına bir şeyler almak için tekrar tekrar kapısını çaldığımız tek adres.

  • Tonka Patisserie: Geniş, ferah ve çok zevkli döşenmiş bahçesiyle Datça’daki en sevdiğimiz kaçış noktalarından biri oldu. Sadece görsel olarak değil, lezzet olarak da çok üst düzey tatlılar sunuyorlar. Üstelik Datça’da içtiğimiz açık ara en iyi, en dengeli kahve de buradaydı. Tek kötü yanı sadece gün ortasında hizmet vermesi olabilir. Burayı bize şiddetle tavsiye eden herkese çok teşekkürler, tüm övgüleri hak eden bir işletme.

  • Kahve Durakları: Genel olarak Datça’da nitelikli kahve konusunda çıta yüksek olmasa da, biz kahve molası için şu dükkanları tercih ettik: Noema Coffee, The Grinder Coffee, Sail Coffee, Limpid Coffee & Bistro ve Gurma Cafe.

 

Datça Lezzet Önerileri / Muğla Mekan Tavsiyeleri / Datça Gezi Rehberi

Yüzmek İçin Plajlar ve Koylar

  • Gıyrap Koyu: Tüm Türkiye’de en sevdiğimiz koylardan biri! Knidos yolu üzerinde; aracı bırakıp 10 dakika yürümeniz gereken bozuk bir yolu var ancak berrak ve taşlık deniziyle tüm bu zahmete kesinlikle değiyor. Tesis veya gölge bulunmadığı için hazırlıklı gitmek şart.
  • Gerence Koyu: Suyu serin, taşlık ve adından da anlaşılacağı gibi inanılmaz berrak. Etrafta tesis yok, çadır kampı ve doğayla bütünleşmek için kusursuz.

  • Palamutbükü: Uzun sahil şeridi sayesinde kalabalığı hissettirmeyen; zeytin, badem ve çam ağaçlarıyla çevrili popüler bir bölge. Serin, berrak suları ve çakıl-taş-kum karışımı bir plajı var.

  • Kargı Koyu: Merkeze yakınlığıyla en popüler alternatiflerden. Dalgasız ve ılık bir suya sahip taşlık bir plajı var. (Bizim Ev Datça da bu koyda yer alıyor.)
  • Mandalya Koyu: Kargı Koyu’na gelmeden hemen önce karşınıza çıkan, plaj barı ve denize girme alanlarıyla Mandalya Beach’e ev sahipliği yapan koy.
  • Taşlık Plajı: Datça merkezde yer alan mavi bayraklı, sığ ve serin sulara sahip çakıl-kum karışımı plaj. Şezlong kiralayabileceğiniz tesisler açısından zengin, hemen arkasında ise şifalı sularıyla Ilıca Göleti bulunuyor.

  • Gabaklar Koyu:  Çakıl-kum karışımı sahiliyle sakinlik arayanlar için ideal; işletme sayısı az ama doğası harika. Keşke mavi plastik iskeleler yerine daha estetik tercihler yapılmış olsa 🙂

  • Hayıtbükü: Sığ, berrak ve rüzgara karşı korunaklı deniziyle Mesudiye büklerinin en gelişmişi. Kum-taş karışımı bir sahili var, şemsiye ve şezlong kiralayabileceğiniz tesisler oldukça bol.

  • Ovabükü: Hayıtbükü’ne kıyasla doğayla çok daha baş başa kalabileceğiniz sakin bir koy. (Akşamüstü yemeği için Poyraz Restoran favorimiz.)

  • Kurubük: Etrafta hiçbir tesisin bulunmadığı, kendi şemsiyeniz ve sandalyenizle gitmeniz gereken bakir bir koy. Denizi harika ve küçük taşlık; bir dezavantajı yol kenarında olması.

  • Kızlan Gereme Koyu: Datça’nın Akdeniz’e değil Ege’ye bakan yüzü. Tesisin olmadığı, yolu biraz bozuk ve tamamen taşlık bu koya kendi yiyeceklerinizle gidip piknik yapmak en güzeli.

Arama