Marmaris

Muğla’nın gözde turizm beldelerinden biri olan Marmaris her sene milyonlarca turist geliyor. Deniz turizmiyle ön plana çıkan bu bölgede şelaleler, antik kalıntılar ve iyi yemek durakları da var.

13. ve 14. yüzyıllar arasında egemenlik kuran Menşete Beyliği döneminde bölgeye Marmaris ismi verilmiş. Yunancadaki mermer anlamına gelen marmaron kelimesinden doğan bu isim hem şehrin çevresindeki zengin mermer yataklarına hem de limandan yapılan mermer ticaretine bir atıf olarak görülüyor. Günümüzde yemyeşil doğasıyla bilinen bu bölgenin

Marmaris’e Ne Zaman Gidilir?

Bölgede sezon Nisan ortasından Ekim ayına dek devam ediyor. Biz her zaman turist sayısının az olduğu zamanları yani okullar kapanmadan önceki haftaları ya da kapandıktan sonraki tarihleri tercih ediyoruz. Dolayısıyla Mayıs, Haziran, Eylül’ün son haftaları ve Ekim ideal zamanlar.

Marmaris’e en yakın havaalanı 95km ötede bulunan Muğla Dalaman Havalimanı’dır (DLM). Dalaman Havalimanı’ndan Marmaris merkezine ulaşım özel araç, taksi, HAVAŞ veya MUTTAŞ otobüsleri ile yaklaşık 1 saat 15 dakika ile 1.5 saat arasında sürebiliyor. Bazı oteller bedava ya da ücret karşılığı tranfer de yapıyorlar.

Marmaris’e Kaç Gün Ayırmalı?

Deniz tatilinde süre her zaman sizin ne kadar zaman ayırdığınıza bağlı. Deniz tatili bizce en az bir hafta olmalı. Fakat 4-5 günde rahatça gezilebilecek bir yer hatta Selimiye, Bozburun ve Söğüt çevresindeki koylara tekne turu bile bu süre içerisinde yapılabilir.

İçindekiler

İyi Lezzet Durakları

 

Restoran ve Lokantalar:

  • Manzara
  • Denizkızı
  • Dalya
  • Toro Izakaya
  • Club Mistral
  • Selimiye Köşk
  • Amos Beach Restoran
  • Mehmet’in Yeri

Döner:

  • Yılmaz Döner
  • Rota Barış Usta
  • Edo Et Döner

Marmaris Gezi Rehberi

Marmaris Kalesi ve Arkeoloji Müzesi: Marmaris’in simgesi olan kale, kökleri MÖ 3000’lere kadar uzanan surlarla tarihe tanıklık ederken, Kanuni Sultan Süleyman’ın 1522 Rodos Seferi sırasında yeniden inşa ettirdiği yapısıyla muhteşem liman manzarası sunuyor; içindeki Arkeoloji Müzesi ise bölgenin binlerce yıllık zengin geçmişini sergiliyor.

Kaleiçi Sokakları: Maalesef 1957 Fethiye depremi sırasında Marmaris’te sadece kale ve çevresindeki eski binalar ayakta kaldığı için, Marmaris’in kent merkezi betonarme olmuş durumda. Fakat kaleiçi daracık, taş döşeli sokakları ve restore edilmiş eski evleriyle Marmaris’in en otantik köşesi olarak o eski görünümünü az da olsa koruyor. Buradaki binaların birçoğu da İngiliz turistlerce satın alınmış ve yazlık olarak kullanılıyor.

Amos Antik Kenti: Bozburun Yarımadası’nda yer alan Amos, yaklaşık 1000 kişilik Helenistik dönem tiyatrosu ve denize hakim etkileyici manzarasıyla ziyaretçilerini büyülüyor; MÖ 3.-2. yüzyıla tarihlenen tiyatro, bölgenin tek antik tiyatrosu olma özelliğini taşıyor. Araçla ulaşılabilen antik kente çıkmak için epey merdiven çıkmak gerektiğini ekleyelim. Çok zorlu değil ama yine de zinde olmayanları zorlayabilir.

Kastabos (Hemithea Tapınağı): Hisarönü’nde yer alan Kastabos, antik Karia’da şifa tanrıçası Hemithea’ya adanmış İyon düzeninde 12×6 sütunlu tapınak kalıntılarını barındıran huzurlu bir arkeolojik alan. Fakat ulaşması bir hayli zorlu. Safari araçlarıyla gidiliyor ve yaya olarak da bir saatlik tırmanışı göze almalısınız.

Loryma Antik Kenti: Bozburun Yarımadası’nın güneyinde, MÖ 7. yüzyıla kadar uzanan tarihiyle bilinen Loryma, sadece denizden tekneyle ulaşılabilen sakin Bozuk Koyu ve antik kalıntılarıyla keşfedilmeyi bekleyen bakir bir nokta. Tekne dışında Taşlıca köyünden yaklaşık 1.5-2 saatlik patika yürüyüşü ile de ulaşım sağlanabiliyor.

Turunç, Kumlubük, Çiftlik ve Amos Koyları: Marmaris’in en berrak ve turkuaz sularına sahip bu koylar, özellikle Amos Koyu’nun hemen üstündeki antik kent kalıntılarıyla tarih ve doğayı bir arada sunuyor.

Delikyol: Gün batımının en güzel izlendiği doğal seyir noktalarından biri olan Delikyol, renk cümbüşüyle unutulmaz manzaralar yaratıyor.

Bencik Koyu ve Cennet Koyu: Yemyeşil doğası, sakin denizi ve el değmemiş güzelliğiyle Marmaris’in en özel koylarından olan Bencik ve Cennet, huzur arayanlar için ideal.

Söğüt: Simi Adası’na karşı güneşin en güzel battığı yerlerden biri olan Söğüt, taze deniz ürünleri ve balık restoranlarıyla ünlü, özellikle gün batımında ayrı bir atmosfere bürünen şirin bir sahil köyü.

Turgut Köyü Şelalesi: Turgut Köyü’nde yer alan şelale, buz gibi suları ve çevresindeki yeşil doğasıyla yaz sıcağına karşı serin bir mola noktası; yakınındaki dilek ağaçlarıyla da yerel bir efsaneye ev sahipliği yapıyor.

 

Marmaris Yeme-İçme Deneyimleri

Manzara, Marmaris’teki favori deniz ürünleri restoranımız burası, akşam için rezervasyon şart öğlen daha sakin oluyor, kesinlikle uğranmalı.

Denizkızı, Söğüt’te sahildeki favori mekanlarımızdan biri. Ahtapot ve karides lezzetliydi, iskelede oturmak için rezervasyon şart.

Dalya, Söğüt’te akşam yemeği için tercih ettiğimiz bir diğer mekan. Kendilerine özgü mezeleri ile öne çıkıyor.

Toro Izakaya, Selimiye’de bir otelin üst katında bulunan Asya mutfağı sunan küçük bir mekan. Fiyatları bölgedeki diğer mekanlara göre daha uygun. Sushilerini değil ancak gyoza ve kokteyllerini sevdik. Farklı bir akşam yemeği arayanlar için ideal.

Club Mistral, Orhaniye’de gün boyu hizmet veren keyifli bir beach bar, akşamları ise geniş menüsüyle bölgede öne çıkan bir restoran. Menüden favorilerimiz: semizotlu deniz tarağı ve karides carpaccio. Zaman zaman pop-up etkinlikler ve konserlere de ev sahipliği yapıyor.

Serpme kahvaltı yerine daha sade seçenekleri tercih ediyoruz, bu yüzden çoğu sabah otelde hızlıca kahvaltı yapıp güne devam ettik.

Selimiye’de ev yemekleri için Selimiye Köşe’yi denedik ve sevdik.

Amos’ta sabah antik kenti gezip, Kumlubük ve Amos Koyunda yüzdük ve Amos Beach Restoran’da yedik.

Çiftlik Koyu’nda ise Mehmet’in Yeri’nde öğle yemeği yiyip plajı kullandık.

Merkezde ise üç farklı dönerci denedik: Yılmaz Döner, Rota Barış Usta ve Edo Et Döner.

Deneyemediğimiz ama bize çok önerilen birkaç mekan: 

  • Hidayet’in Yeri
  • Aruna Yacht Club
  • Dirsekbükü Restaurant
  • Octopus Restaurant
  • Palamut Restaurant
  • Chef’Maris

 

Marmaris’te Bir Restoran: Manzara

İtiraf etmeliyiz ki Marmaris’te “gerçek anlamda iyi” diyebileceğimiz bir restoran bulmakta zorlandık. Fakat Söğüt’teki Manzara bu algıyı tamamen değiştirdi.

Restoran adını ve ününü elbette eşsiz gün batımı manzarasından alıyor. Ancak bizi asıl etkileyen, sadece koyu ve adaları gören o panoramik manzara değil, mutfağının gücü oldu. Yıllardır burayı öven arkadaşlarımız vardı ama bu kadar akılda kalıcı tabaklar beklemiyorduk doğrusu.

Mekânın popülerliği sebebiyle akşam saatlerinde yer bulmak neredeyse imkânsız; 3–4 hafta önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Biz öğle servisinde gittik ve rahatça yer bulduk, hatta ilk deneyimimizden bir gün sonra tekrar uğradık.

Menü sabit değil; sezona ve günlük tedarike göre değişiyor. Servis ekibinin her biri menüye hâkim, ürünler hakkında detaylı bilgi veriyor ve misafirlerle birebir ilgileniyor. Karşılamadan uğurlamaya kadar her aşamada özen hissediliyor.

Manzara, Vedat Milor’un da favorisi olmuş; Söğüt’te bulunduğu iki gün boyunca üç öğün burada yemek yemiş. Hiç şaşırtıcı değil.

Yemek deneyimi şefin ikramı olan zeytinyağı, peynir ve ekmekle başlıyor. Hepsi gayet başarılı. Porsiyonlar klasik meze restoranlarındaki gibi küçük değil; bu yüzden birçok tabağı yarım porsiyon söyleyerek olabildiğince farklı lezzet denemeyi tercih ettik. Tabaklarda gereksiz süsleme ya da ekleme yok; her şey sade, net ve lezzet odaklı.

Denediğimiz tabaklar ve favorilerimiz:

  • Tarama ⭐️⭐️⭐️
  • Akya Ceviche ⭐️⭐️
  • Ballı Hardallı Mavi Kuyruk ⭐️
  • Kerevit Marin ⭐️⭐️
  • Deniz Ürünleri Salatası
  • Yedi Peynirli Börek
  • Sıcak Deniz Börülcesi ⭐️⭐️⭐️
  • Domates & Soğan Salatası
  • Lagos Balık ⭐️⭐️
  • Ekmek Kadayıfı ⭐️⭐️
  • Lemon Brulee
  • Taşlıca Keçi Sütlü Dondurma ⭐️⭐️⭐️
  • Choux with Cream & Hot Chocolate ⭐️⭐️
  • San Sebastian

Özetle, Manzara sadece gün batımıyla değil, mutfağı ve servisiyle de Marmaris’te öne çıkan, gerçekten özel bir deneyim sunuyor. Bizce ödediğiniz paranın karşılığını da sonuna kadar veriyor.

Sögüt’te Tekne Turu ve Restoran Önerisi

Marmaris’te akşam saatlerini değerlendirmek için en keyifli fikirlerden biri: Söğüt’ten tekneyle kısa bir tekne yolculuğuyla güneş batarken masmavi sularında serinlemek.

Söğüt, Marmaris merkezine yaklaşık 1 saat uzaklıkta ufak bir köy. Henüz bozulmamış olan sahil kısmında kapısı denize açılan pansiyonlar ve birkaç restoran var.

Biz bu tekne turunu Denizkızı Restaurant’tan ayarladık ve 2025 yazında 5.000 TL ödedik. (fiyat sabit, kişi başı değil — 4 kişi kapasite) ve 2,5 saat boyunca üç-dört farklı koya uğrayıp yüzebiliyorsunuz. Sabah çıkıp akşam beş gibi dönen uzun tekne turları da mevcut ama biz güneşin yavaşça suya temas etmeye başladığı bu büyülü saatleri tercih ettik.

Uğradığımız koylardan favorilerimiz, üç büyük kayasıyla Üç Taş ve Değirmen Adası oldu. Uğradığımız bir diğer koyda ise (Söğüt Adası’nın arkasında) küçük bir manastır vardı; ne yazık ki keçi ağılı olarak kullanıldığı için biraz bakımsız. Yüzerek kıyıya çıkıp görebilirsiniz. Keşke koruma altına alınsa.

Yüzmek için son durağımız ise Darboğaz’dan hemen önce.

Tur sonrası gün batımını izlemek için Denizkızı Restaurant’a geri döndük ve akşam yemeğimizi burada yedik. Salaş sayılabilecek ama keyifli bir işletme. Küçük meze tabaklarında börülce, deniz börülcesi, levrek marin ve yoğurtlu patlıcan aldık — mezeler hiç fena değil. Ama karides ve ahtapot gerçekten ustalıkla pişirilmişti. Kapanışı kabak tatlısıyla yaptık; şart değil ama tatlı severler deneyebilir, mekanın sütlacı da sebiliyor. Biralarımız, salata, meze ve sıcaklar dahil toplam hesap 2025 yazında 5.300 TL ödedik.

Kendimiz ödedik tabii ki her zaman olduğu gibi. İşletmeyle herhangi bir iş birliğimiz yok.

İskele kısmında oturmak için rezervasyon şart, masalar diğer restoranlardaki gibi dip dibe olmadığı için az masaları var. Tekne turu hakkında bilgi almak için yine restoranı arayabilirsiniz.

Arama