Puglia

İtalya’nın güneydoğusunda, Adriyatik ile İyon denizleri arasında uzanan Puglia, güneşe doymuş manzaraları, uçsuz bucaksız zeytinlikleri, bembeyaz taş evleri ve kendine özgü mutfağıyla başlı başına bir Akdeniz rüyası.

Bölge sadece doğasıyla değil, karakteristik kasaba ve şehirleriyle de büyülüyor. Konik çatılı trulli evleriyle Alberobello adeta bir masal diyarı; barok yapılarıyla “Güney’in Floransa’sı” olarak anılan Lecce, mimari tutkunlarını kendine hayran bırakıyor. Tepelere kurulmuş beyaz badanalı evleriyle Ostuni ise “La Città Bianca” olarak biliniyor. Polignano a Mare falezlerin üzerine kurulmuş evleri ve masmavi deniziyle kartpostalları aratmıyor; Bari ise bölgenin hareketli kalbi, tarihi sokakları ve sahil boyunca uzanan yaşamıyla rotanın başlangıç noktası. Komşu Basilicata bölgesinde yer almasına rağmen Matera da bu yolculuğun vazgeçilmez duraklarından; mağara evleri ve taş dokusuyla insana zamanda yolculuk yaptırıyor.

Puglia, sadece gezilecek yerleriyle değil; mutfağıyla da etkileyici. Burrata, orecchiette, taralli ve focaccia barese gibi tatlar burada sadece bir yemek değil, yaşam biçimi. Bu rehber, Puglia’nın taş yollarında yürüyen, sofralarına konuk olan ve güneşin izini sürenler için hazırlandı.

Puglia’ya Ne Zaman Gidilir?

Puglia yıl boyunca ziyaret edilebilir, ancak bölgeyi keşfetmek için en ideal dönem tabii ki ilkbahar ve sonbahar ayları. Mart-Mayıs arası doğa canlanır, deniz sezonu ise genellikle Haziran ortasında başlar. Eylül-Ekim aylarında hem sıcaklık hâlâ keyifli düzeyde kalır hem de kalabalıklar azalmış olur.

Yaz aylarında (özellikle Temmuz-Ağustos) sıcaklık 35 dereceyi aşabilir ve İtalyanlar da dahil olmak üzere herkes tatilde olduğu için sahil kasabaları oldukça kalabalık olabilir. Bu dönemde gitmenizi tavsiye etmeyiz.

Puglia’ya Nasıl Gidilir?

Türkiye’den Puglia’ya ulaşmak oldukça kolay. İstanbul’dan bölgenin başkenti Bari’ye direkt uçuş yaklaşık 2 saat sürüyor. Bari, Puglia’nın en büyük havalimanına sahip ve bölgeye girişte en çok tercih edilen nokta.

Avrupa’nın birçok şehrinden de Bari ve güneydeki bir diğer önemli havalimanı olan Brindisi‘ye direkt uçuşlar mevcut. Özellikle yaz aylarında bu iki havalimanına seferler artıyor; Almanya, Fransa, İsviçre, İngiltere ve İskandinav ülkelerinden doğrudan uçuş bulmak mümkün.

Deniz yoluyla gelmek isteyenler içinse Arnavutluk (Durrës) ve Yunanistan (Patras veya Igoumenitsa) gibi liman şehirlerinden Bari veya Brindisi’ye feribot seferleri düzenleniyor. Özellikle araçla seyahat edenler için bu rota alternatif bir seçenek olabilir.

İtalya içinde trenle seyahat etmeyi planlayanlar için de Puglia oldukça ulaşılabilir bir bölgede. Örneğin, Napoli’den Bari’ye trenle yaklaşık 3 saatte ulaşmak mümkün. Trenitalia veya Italo gibi hızlı tren hatları ile Roma, Floransa ve Bologna gibi büyük şehirlerden de aktarmalı veya direkt seferler bulunuyor.

Hangi ulaşım yöntemini seçerseniz seçin, Puglia’ya vardığınızda her şey yavaşlıyor — yolculuğunuz da buradaki hayat gibi ağır çekime alınıyor.

Biz uçak biletlerimizi turna.com üzerinden, birikmiş puanlarımızı kullanarak aldık. Turna.com’da uçak bileti dışında otobüs, araç kiralama, otel ve feribot hizmetleri de avantajlı fiyatlarla sunuluyor.

Puglia’ya Kaç Gün Ayırmalı?

Puglia geniş bir bölge; her şehri sindirerek gezmek isteyenler için en az 7-8 gün ideal. Ancak zamanınız daha kısıtlıysa en azından bu bölgenin tadını çıkarabilmek için 5 gün ayırmanızı öneririz.

Bizim rotamız: Bari, Altamura, Matera, Alberobello, Polignano a Mare, Monopoli, Ostuni, Lecce şeklindeydi, ve dönüş yolunda Andria & Trani’ye uğrayarak tekrar Bari’ye geldik.
* Matera her ne kadar komşu Basilicata bölgesinde yer alsa da mutlaka bizce Puglia rotasına dahil edilmeli.

Puglia’da Ulaşım

Puglia, büyük şehirlerden çok; birbirine uzak, küçük kasaba ve köylerden oluşan bir bölge. Bu nedenle bölgeyi özgürce keşfetmek için araba kiralamak neredeyse şart. Toplu taşıma seçenekleri sınırlı olduğundan, kendi temponuza göre gezmek ve yol üzerinde keşifler yapabilmek için araç kiralamayı mutlaka öneriyoruz.

Biz, seyahat öncesinde turna.com üzerinden aracımızı rezerve ettik ve Bari Havalimanı’na iner inmez teslim alarak yola çıktık. Puglia’da yollar çok yeni değil, geniş otoyollar beklemeyin. Araç seçiminizi de bu yol şartlarını göz önünde bulundurarak yapmanız iyi olur. Zaman zaman ana yoldan sapıp dar köy yollarına ya da çiftlik yollarına girmek gerekebiliyor. Buna rağmen genel anlamda yolculuk oldukça keyifli ve trafik oldukça sakin. Ayrıca hiçbir şehirde park sorunu yaşamadık.

Yalnızca bir konuda uyarıldık: Bölgenin kuzeyinde, özellikle Foggia çevresinde zaman zaman araç hırsızlıkları yaşanabiliyor. Biz bu seyahatte Foggia’ya gitmeyeceğiz ama yine de aracımızı tam sigortalı olarak kiraladık, size de aynısını tavsiye ederiz — iç rahatlığıyla seyahat etmek için önemli bir detay.

Her ne kadar biz toplu taşıma kullanmamış olsak da, bazı şehirler arasında tren ve otobüs seferleri mevcut.
Örneğin:

  • Bari – Matera arası otobüsle yaklaşık 1 saat 30 dakika sürüyor.

  • Bari – Lecce arasında trenle yolculuk yaklaşık 1 saat 40 dakika.

  • Bari – Alberobello rotası ise daha karmaşık; genellikle aktarmalı tren veya otobüs kullanmak gerekiyor.

Bu toplu taşıma seçenekleri şehirler arası ulaşım için işe yarayabilir, ancak daha küçük kasaba ve köylere gitmek istiyorsanız önceden detaylı planlama yapmanız gerekebilir. Özellikle kırsal rotalarda toplu taşıma sıklığı oldukça düşük. Bu yüzden hâlâ en pratik ve esnek yol araba kiralamak diyebiliriz.

Puglia’da Konaklama

Puglia’da konaklamak için en özgün ve yerel seçenek: Masserialar. Tarihi taş çiftlik evlerinden dönüştürülmüş bu konaklama tesisleri, genellikle doğa içinde, zeytinliklerin veya üzüm bağlarının arasında yer alıyor ve hem yerel mimariyi hem de kırsal yaşamı deneyimlemenizi sağlıyor. Bizce en anlamlı konaklama tercihi bu. Bölgeyi en verimli şekilde gezebilmek için seyahatinizin uzunluğuna göre 2-3 farklı lokaasyonda konaklamanızı öneririz.

Biraz daha şehir hayatının içinde olmak istiyorsanız: Bari ve Lecce
Daha denize yakın olmak istiyorsanız: Monopoli, Gallipoli, Tricase
Daha gastronomi ve kültür odaklı gezecekseniz: Altamura, Alberobello ve Otranto

Turna.com’da otel rezervasyonlarına dair şu anda 31 Mayıs’a kadar %10 indirim fırsatı da mevcut.

Puglia’da en çok bahsedeceğimiz konu tabii ki yemekleri olacak. Daha önce bu konuda hazırladığımız blog yazısını buradan inceleyebilirsiniz. Puglia’da neler yenir? Puglia’nın lokal yemekleri ve ürünleri neler? & bölgenin mutfak felsefesi hakkında bilgi edinebilirsiniz.

İtalya için hazırladığımız tüm rehberleri ise burada bulabilirsiniz.

İçindekiler

İyi Lezzet Durakları

Trattoria/Osteria:

– Cucina Villana cucina etnobotanica
– Antichi Sapori Montegrosso
– Masseria Le Stanzie
– Taverna Del Porto
– Il Cortiletto
– Cibus
– Borgo Antico
– Osteria degli Spiriti
– Ristorante Lido Bianco
– Vini Menhir Salento S.R.L.
– Farmacia dei Sani
– Ristorante L’ACCHIATURA
– L’Orecchietta Enogastronomia

Pizza, Bar & Sokak Lezzetleri:

– 400 Gradi Pizza
– Loop Pizza Croccante
– Folia Cocktail Bar & Lab
– Mezzo Quinto
– Il Pizzicotto
– Pescaria
– Tranquillo
– Venezia 40
– Caffè d’Oltremare
– Friggitoria Porto Vecchio

Nitelikli Kahve & Kahvaltı
– Caffè Cognetti – Specialty Coffee & Bakery in Bari
– Burro cafe in Ostuni

Fırın, Ekmek & Focaccia:

– Magda
– Panificio Fiore
– Panificio Santa Rita
– Antico Forno Santa Chiara
– Antico Forno Santa Caterina dal 1306
– Staglio Panificati
– Panificio Adriatico
– Natale
– Pasticceria Caffetteria De Pascalis
– Delia | Pasticceria Contemporanea
– Chicchi & Grani

 

Merak edip denemeye fırsat bulamadığımız trattorialar/mekanlar:

  • Due Camini
  • Evviva Maria Trattoria Veloce
  • Osteria Botteghe Antiche
  • Orto Ristorante
  • Osteria Caroseno
  • Agriturismo Masseria Barbera
  • La Tradizione
  • U.P.E.P.I.D.D.E. Restaurant
  • PerBacco
  • Il Turacciolo
  • La Cuccagna Giro di Vite
  • Le Zie Trattoria Casereccia
  • La Cucina di Mamma Elvira
  • Trattoria Nonna Tetti
  • aTipica Trattoria Moderna, Lecce
  • Ristorante Lilith
  • Retro Gusto
  • LaltroBaffo Ristorante
  • Vez

 

Puglia Yeme - İçme Deneyimleri

Puglia’yı tanımanın en güzel yolu, sofralarından geçiyor. Burrata, taralli, focaccia barese ve orecchiette gibi lezzetlerin doğduğu bu bölge; sade ama derinlikli bir mutfağa sahip. Yemekler gösterişten uzak ama malzeme o kadar iyi ki fazla bir şeye ihtiyaç duyulmuyor. Taze sebzeler, taş fırın ekmekleri, elde açılan makarnalar ve her tabağa son dokunuşu yapan zeytinyağı… Hepsi güneşin ve toprağın izini taşıyor.

Puglia, İtalya’nın en büyük zeytin ve durum buğdayı üreticisi. Bu yüzden burada ekmek de, makarna da, zeytinyağı da çok ciddiye alınıyor. Bu rehberde biz hem klasik tatları hem de rastladığımız küçük sofraları paylaşacağız — çünkü Puglia mutfağı, tanıdıkça insanın içini ısıtan bir sadeliğe sahip.

  1. Cucina Villana – cucina etnobotanica, Ruvo di Puglia Doğa, bitkiler ve gelenek arasında kurulan özel bir bağın peşinden giden bu restoran, Puglia’nın etnobotanik mutfak mirasını çağdaş yorumlarla sunuyor. Şefler, çevredeki tarlalardan ve dağlardan topladıkları malzemelerle sezona özel menüler oluşturuyor. Menü sıklıkla değişiyor o nedenle basılı bir menüleri yok ancak sadece tadım menüsü servis eden restoranın 7 tabaktan oluşan menüsü kişi başı 60. Menü tamamen vejetaryan, bahçeden gelen ürünlerden ortaya çıkıyor ancak vejetaryan olmanıza gerek yok zira tabaklar o kadar etkileyici ki hiçbir şeyin eksikliğini fark etmiyorsunuz. Sıra dışı bir yeme-içme deneyimi arayanlar için eşsiz bir durak.
    Restoran zeytinlikler arasında aşırı huzurlu bir bahçenin tam ortasında yüzlerce yıldır varolan tarihi bir villanın içinde. Villa Fenicia adı verilen bu şahane İtalyan konağı içerisinde sık sık düğün ve etkinlikler olabiliyor. Bizim öğle yemeği için tercih ettiğimiz Pazar günü de o günlerden biriydi. Öncesinde yoğun olacağına dair uyarılarda bulunarak sorumluluk sahibi davrandılar ve yemek sırasında da zaman kısıtımız olduğu için bize her zaman hoşgörüyle yaklaştılar. Son dönemlerde hem yemek hem de servis bakımından en etkileyici bulduğumuz mekanlardan biri oldu. Puglia’ya sadece bu restoranda yemek için bile tekrar gidilebiliriz. Bari’den 45 dk, havalimanından ise 30 dk uzaklıkta.
  2. Antichi Sapori – Montegrosso Puglia mutfağını tüm sadeliğiyle yaşamak isteyenler için ideal bir durak. Şef Pietro Zito’nun mutfağı, tarladan sofraya felsefesini gerçek anlamda uyguluyor. Kendi bahçesinden toplanan malzemelerle hazırlanan yemekler samimi, lezzetli ve hafızalık. Antichi Sapori sadece Puglia’nın değil, tüm İtalya’nın gözde restoranlarından biri. İtalya’nın en iyi trattoria’ları arasında gösteriliyor ve Vedat Milor gibi pek çok yemek eleştirmenin de favorileri arasında.
    Şef Pietro Zito’nun restoranı bizim bu seyahatteki ilk restoran deneyimimizdi. Ne kadar fazla yemek geleceğinden habersiz bir şekilde tadım menüsünü tercih ettik. Menü kişi başı €50. Bu hizmet ve ürün çeşitliliği için inanılmaz bir fiyat gerçekten. Menü antipastiler ile başlıyor, yanılmıyorsam 12 çeşit antipasti ile zaten karnınız doyuyor. Sadece amuse bouche ve antipastiler ile karnını doyuran bize iki çeşit makarna, üç çeşit et yemeği servis edildikten sonra öğreniyoruz ki 4 çeşit de tatlı gelecekmiş. Yediğimiz her şey lezzetliydi, burası Puglia’yı en iyi anlatan restoranlardan biri gerçekten. Çünkü tüm tabaklarda sadelik ön planda. Bari şehir merkezine 1 saat, havalimanına ise 50 dakika uzaklıkta.
  3. Taverna del Porto – Tricase Porto Bir liman kasabasındaki bu restoran, deniz ürünlerinde uzman. Günlük avlanan balıklar, mevsimlik malzemelerle sade ama güçlü tabaklara dönüşüyor. Marinara makarna ve çiğ deniz mahsulleri öne çıkıyor. Burada deniz mahsüllü frittata, kızarmış deniz ürünleri tabağı, ahtapot ve deniz mahsüllü linguine favorilerimiz oldu. Ama bana sorarsanız restorandaki en lezzetli şeyler ekmeklerdi. Önden basit bir zeytinyağı-domates sosu ile servis edilen ekmekleri saniyeler içinde tükettik. Ekmekleri restoranın üst katındaki taş fırında kendileri yapıyorlar. Normalde biz çok tatlıcı değiliz, genellikle çok merak etmiyorsak tatlıyı es geçiyoruz restoranlarda ama burada ekmekler çok iyi olunca tatlıların da iyi olacağına emindik ve yanılmadık.
  4. Il Cortiletto – Speziale di Fasano Gizli bir avlunun içinde yer alan bu aile işletmesi, geleneksel Puglia mutfağının sıcak ve samimi örneklerini sunuyor. Özellikle taze makarna çeşitleri ve sebzeli başlangıçlarıyla dikkat çekiyor. İtalya önerilerini adım adım takip ettiğimiz Yemek Felsefesi’nin İtalya’da Leziz Günler kitabından not ettiğimiz bu restoran Fasano yakınlarında yol kenarında çok da dikkatinizi çekmeyecek bir yere benziyor ama kesinlikle lokallerin favorisi olan meknalardan biri. Burada bezelyeli flan, ragu ve köfte ile servis ettikleri orecchiette’yi, baklalı lasagnotte ve şefin spesiyali olarak geçen tavuğu denedik. Yine sadeliğin ön planda olduğu malzemelerin her birinin tadına vardığınız şahane bir trattoria. Menüyü incelemek isterseniz burada. Il Cortiletto, Ostuni’ye 15 dakika, Monopoli’ye 25 dakika, Bari’ye ise 55 dakika uzaklıkta.
  5. Cibus – Ceglie Messapica Ceglie’nin gastronomi merkezlerinden biri. Rafine sunumlar, bölgesel tarifler ve zengin bir şarap kavı ile bütünleşiyor. Yerel peynirlere ve etlere düşkün olanlar için birebir. Burası Michelin rehberinde de yer aldığı için yukarıdaki restoranlar gibi buraya da kesinlikle rezervasyon yaptırarak gelmelisiniz. Burada ilk gün Antichi Sapori’den sonra tekrar sipariş etmeye korktuğumuz antipastileri söyleyerek başlıyoruz. Neyse ki daha minimal bir tabak geliyor ancak yine de bir antipastiyi paylaşarak başlamanızı ve hatta yediğiniz tüm tabakları paylaşmanızı öneririz çünkü porsiyonlar hiç küçük değil. Rezervasyonu kendi sitelerinden ya da mail yoluyla yapabilirsiniz. Cibus, Ceglie Messapica’nın tarihi merkezinde bulunuyor, Ostuni ve Martina Franca’nın arasında bulunan mekan iki şehre de 20 dakika uzaklıkta.
  6. Borgo Antico – Gioia del Colle Bari ile Taranto şehirleri arasında küçük bir yerleşimde bulunan bu restoran, geleneksel ve moderni harmanlayan bir restoran. 2007 yılında şef Ottavio Giulio Surico ve eşi, sommelier Miriam Milano tarafından kurulan bu mekan, yerel malzemeleri ve mevsimlik ürünleri ön planda tutarak özgün lezzetler sunuyor. Restoranın menüsü, mevsimlere göre değişiklik gösterse de, spaghettoni “Antonio Morella” alla poveraccia ve patates eşliğinde sunulan keçi filetosu gibi bazı imza yemekleri var. Menülerine buradan ulaşabilirsiniz. Alberobello’ya yaklaşık 30 dakika, Bari’ye 40 dakika, Taranto’ya 50 dakika uzaklıkta.
  7. Osteria degli Spiriti – Lecce Lecce’de klasik bir akşam veya öğle yemeği için sakin bir adres. Barok şehir merkezinin atmosferine yakışır bir sunum anlayışıyla servis edilen geleneksel yemekler sunuyor. Lecce merkezinde denediğimiz tek klasik restoran burası. Uzun bir süre Michelin tavsiye listesinde yer alsalar da 2025 listesinde yoklar. Burası hakkında hem iyi hem kötü yorumlar okuduğumuz için biraz temkinli gitsek de yediklerimizden yana hiç mutsuz ayrılmadık. Uğruna seyahat edilecek bir restoran olmasa da Lecce merkezindeyken tercih edilebilecek bir restoran. Rezervayon için web sitelerine buradan ulaşabilirsiniz.
  8. Ristorante Lido Bianco – Monopoli Denize sıfır bu restoran, manzarası kadar tabaklarıyla da etkileyici. Çiğ deniz ürünleri Puglia’da çok popüler, açıkçası beklemediğimiz seviyede. Balık pazarlarında direkt üreticilerden çiğ mahsülleri alıp tüketmek bile çok yaygın. Puglia’nın en güzel şehirlerinden biri olan Monopoli de bir liman şehri ve taze deniz ürünleri ile ünlü Lido Bianco favori restoranlardan. Burada kabuklu deniz ürünleriyle başlayıp bana buğulamayı anımsatan domatesli bir balık çorbası olarak anlatabileceğimiz Tubettini Lido Bianco ile devam edebilirsiniz. Rezervasyon şart, bence manzaranın keyfini çıkarmak için öğlen veya gün batımından önce gelin. Menülerine buradan ulaşabilirsiniz.
  9. Vini Menhir Salento – Minervino di Lecce Burası hem bir şaraphane hem de şık bir restoran, restoran kısmının adı Osteria Origano olarak geçiyor. Tesisin kendi bağlarından gelen şaraplar, yaratıcı tabaklarla eşleşiyor. Özellikle akşam tadım menüsü tavsiye edilir. Buraya sadece şarap tadımı için de gelebilirsiniz veya şarap tadımı ile başlayıp tadım menüsüyle devam edebilirsiniz. Şarap eşleşmeli ve 4 tabaktan oluşan menü kişi başı €60. Akılda kalan bazı tabaklar, başlangıçlardan frittata, ana yemeklerden tortellone ve lampascioni ile servis edilen tavukları oldu. Rezervasyon buradan yapabilirsiniz. Restoran Lecce’den 30 dakika uzaklıkta.
  10. Farmacia dei Sani – Ruffano İsmiyle dikkat çeken bu restoran, geleneksel tarifleri eğlenceli bir sunumla yeniden yorumluyor. İsminden de tahmin edileceği üzere eski bir eczaneden dönüştürülen bu restoran Puglia yemekleri yapmıyor. Eski bir likör üreticisi ve aile restoranı olan Farmacia dei Sani’de restoranı devralan yeni jenerasyonun daha  modern bir yaklaşımları var. Akılda kalan tabaklar: Vitello Tonnato’yu anımsatan roast beef & mackerel sauce, ceviche ve fıstıklı limon soslu spaghettoni. Tatlılardan ise favorimiz ‘chocolate & mushroom’ oldu.Menülerine buradan ulaşabilirsiniz. Restoran Lecce’den 40 dakika uzaklıkta.
  11. Ristorante L’Acchiatura – Manduria Manduria’nın merkezinde, rustik taş duvarlarla çevrili bu mekân; Primitivo şaraplarıyla meşhur bölgede harika bir akşam yemeği alternatifi sunuyor. Michelin tavsiye listesindeki bu restoranda başlangıç ve makarnalardan çok memnun kaldık. Restoranın iç mekanı ve odaları da oldukça otantik, servis kusursuzdu. Orecchiette ve risotto ile başlayıp kuzu pirzola ve gnommareddhi sipariş ettik. Puglia’ya özgü yemeklerden biri olan gnommareddhi ne yazık ki çok kuru ve lezzetsizdi, pirzola da aynı şekilde aşırı sertti. Gnummareddhi nedir? derseniz: Kuzu veya süt keçisi sakatatlarının (karaciğer, akciğer ve böbrek) kendi bağırsaklarına sıkıca sıkıştırılmasıyla, dev maydanoz yaprakları ve carosello (yabani rezene tohumları) ile birlikte pişirilmesiyle hazırlanan bir yemek.
    Ana yemeklerimizden mutsuz olunca güvenilir bir yola başvurduk ve tiramisu söyledik. Mokapot içerisinde servis edilmesi ne kadar garip bir sunum olsa da lezzetli bir tiramisu ile restorandan mutlu ayrıldık. Restoranın menüsüne buradan ulaşabilirsiniz. Restoran Gallipoli’den 20 dakika, Lecce’den ise 40 dakika uzaklıkta.
  12. Masseria Le Stanzie, Supersano: Le Stanzie, Supersano kasabasında yer alan bir masseria, yani tarihi bir çiftlik evi. 1500’lü yıllara dayanan geçmişiyle, bu mekan ziyaretçilerine Salento’nun geleneksel mutfağını ve kırsal yaşamını deneyimleme fırsatı sunuyor.

    Masserialar kendi arazilerinde yetiştirilen ürünlerle hazırlanan menüsüyle dikkat çeker. Ev yapımı makarnalar, taze sebzeler ve yerel et ürünleriyle hazırlanan yemekler, mevsimsel olarak değişiklik gösterir. Öne çıkan lezzetler arasında sagne ‘ncannulate (ev yapımı makarna), pancotto çorbası ve “massa e ceci” (nohutlu makarna) bulunmakta.

    Mekanın atmosferi, taş duvarlı odalar, tavanlardan sarkan kurutulmuş domates ve biberlerle süslenmiş iç mekanlar ve yaz aylarında açık hava yemek alanlarıyla sıcak ve davetkâr bir atmosfere sahip. Ziyaretçiler, yemek öncesinde rehberli turlarla eski zeytinyağı preslerini ve diğer tarihi alanları keşfedebiliyorlar bunun için önceden iletişime geçmek gerek tabii ki. Biz rezervasyon saatimizden biraz önce gittik ve bir turist grubuna özel düzenlenen bahçedeki konsere denk geldik. Bahçede koşturan atlar, gün batımı, Puglia dialektinden ezgiler, danslar… aşırı etkileyiciydi.

    Masseria Le Stanzie, otantik Puglia mutfağını ve kırsal yaşamı deneyimlemek isteyenler için ideal bir destinasyon. Whatsapp veya mail yoluyla darlamak suretiyle rezervasyon yapabilirsiniz. Websiteleri burada. Le Stanzie, Gallipoli’ye ve Lecce şehirlerinin ikisine de 35 dakika mesafede bulunuyor.

Bonus: Baccanti, Matera

Baccanti Ristorante, İtalya’nın en eski şehirlerinden Matera kentinin tarihi Sassi bölgesinde, antik mağaraların içine oyulmuş eşsiz bir atmosferde hizmet veren zarif bir restoran. Michelin Rehberi’nde yer alan bu mekan, geleneksel Lucania mutfağını modern ve yaratıcı dokunuşlarla sunuyor. Puglia bölgesinde yediğimiz enfes yemeklerden sonra burayı biraz zayıf bulmuş olabiliriz, çok akılda kalıcı lezzetler tatmadık ne yazık ki.

Restoranın menüsü, yerel üreticilerden temin edilen yüksek kaliteli malzemelerle hazırlanan özgün lezzetler sunuyor. Denediğimiz yemekler: Tiramisù di funghi Cardoncelli – Cardoncelli mantarı ile hazırlanmış, tuzlu bir kreması olan bir tiramisu yorumu diiyebiliriz, Gnocchi di Pane – Matera’nın meşhur ekmeği ile hazırlanmış bir tür gnocchi ve ana yemek olarak ise restoranın imza tabaklarından kuzu pirzola tercih ettik. Şarap listesi oldukça geniş, özellikle yerel üreticilerin şaraplarına odaklanmışlar.

Bonus #2: Bro’s Trattoria – Martina Franca: Puglia’da uzak durmanız gereken bir restoran.
Daha önce Lecce’de yıldızlı bir restoranı olan ancak yıldızını kaybeden Bros’un Martina Franca’da yeni açtığı bu trattoria belki de henüz yeni açıldığı için olabilir, son zamanlarda denediğimiz en vasat restorandı. Karşılamadan servisteki aksaklıklara tüm konularda sınıfta kaldılar. Panzerotti, focaccia gibi bölgenin basit lezzetlerini iyi sunabilseler de tüm yemeklerde bir tuz dengesi sıkıntısı vardı. Pignate gibi bazı yemekleri ne yazık ki yiyemeden geri göndermek durumunda kaldık. Keyifli gözükse de asla lezzetli olmayan ve servis edilmesi saatler süren tatlı ise zaten güzel başlamayan bir akşamın kötü kapanışı oldu. Şarapları hakkında yorum yapamıyoruz çünkü iki kere şarap listesini istediğimiz halde şarap menüsü asla gelmedi. Bu arada restoran kalabalık da değildi, beş masa falan vardı sanıyoruz.

Puglia Gezi Rehberi

Puglia, klasik İtalya rotalarının biraz dışında kalsa da keşfeden herkesin hafızasına kazınan bir bölge. Burada görkemli müzelerden çok, yavaş akan hayat, taş sokaklar, uçsuz bucaksız zeytinlikler ve kıyılara yaslanmış küçük kasabalar öne çıkıyor. Her köşesinde başka bir karakter barındıran bu bölge, aslında bir bütün olarak deneyimlenmeli. Yine de ilk kez gelenler için kaçırılmaması gereken bazı durakları listeledik.

  1. Alberobello Konik çatılı trulli evleriyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Alberobello, Puglia’nın simge kasabalarından biri. Bu beyaz taş evler, harç kullanılmadan inşa edilmiş ve yüzyıllardır ayakta. Rione Monti ve Aia Piccola mahalleleri yürüyerek gezilebilir.
  2. Lecce Barok mimarinin başkenti sayılan Lecce, süslemeli taş cepheleriyle “Güney’in Floransa’sı” olarak anılıyor. Santa Croce Bazilikası ve Piazza del Duomo mutlaka görülmeli. Şehir ayrıca el işçiliğiyle ünlü. Lecce’de MUST (Museo Storico Città di Lecce), arkeoloji meraklıları için Museo Faggiano ve Museo Sigismondo Castromediano müzeleri gezilebilir, güncel sanat sergileri için Progetto sanat galerisi de aklınızda olsun.
  3. Ostuni “Beyaz Şehir” olarak bilinen Ostuni, tepeye kurulmuş bembeyaz evleriyle büyüleyici bir manzaraya sahip. Eski şehir sokakları arasında dolaşmak başlı başına bir deneyim.
  4. Polignano a Mare Falezler üzerine kurulmuş bu sahil kasabası, masmavi denizi ve küçük plajlarıyla tanınıyor. Lama Monachile plajında yüzebilir, Domenico Modugno heykelinin oradan manzarayı izleyebilirsiniz.
  5. Monopoli Renkli limanı, dar sokakları ve canlı akşamlarıyla Monopoli, Puglia’nın en yaşanılası kasabalarından. Özellikle eski şehir bölgesi ve deniz kenarındaki surlar görülmeye değer.
  6. Matera Teknik olarak Puglia’da olmasa da, bölgeye çok yakın olan Matera’yı bu listeye dahil etmemek olmaz. Mağaralara oyulmuş evleri ve taş mimarisiyle başka bir dünyadaymış hissi verir. Sassi bölgesi ve Santa Maria de Idris kilisesi öne çıkan yerlerden.
  7. Bari Bölgenin başkenti Bari, tarihi merkezi (Bari Vecchia), San Nicola Bazilikası ve sahil boyunca uzanan yürüyüş yollarıyla keyifli bir başlangıç noktası. Bari genellikle Puglia’nın Alberobello, Ostuni ve Lecce gibi turistik yerlerine kıyasla genelde daha az ziyaret ediliyor ama bölgenin en büyük şehri olmasından ötürü oldukça canlı ve bizce kesinlikle burada bir gün geçirilmeyi hakediyor. Bari’de orecchiette makarnalarını yapan nonnaları görmek için Arco Basso adı verilen sokak, mimari tutkunları için Palazzo Fizzarotti ve Palazzo Mincuzzi, Castello Svevo di Bari, Museo NicolaianoMuseo Nicolaiano, Museo Archeologico di Santa Scolastica, Pinacoteca metropolitana di Bari ve Basilica Cattedrale Metropolitana Primaziale San Sabino görülmeli. Bari’de şehri panoramik seyredebileceğiniz bir dönme dolap da var 🙂
  8. Locorotondo Yuvarlak yerleşim planı, beyaz badanalı evleri ve çiçekli balkonlarıyla adeta bir açık hava dekoru gibi. Sessiz ve dingin bir kasaba.
  9. Cisternino Et restoranları (macelleria) ile ünlü bu küçük kasaba, özellikle akşam saatlerinde yerel halkla birlikte sokakta yemek yemek için birebir.
  10. Martina Franca Barok yapıları, hareketli çarşısı ve festival atmosferiyle bilinen bu şehir, Valle d’Itria bölgesinin merkezlerinden biri. Özellikle yaz aylarında oldukça canlıdır.
  11. Gallipoli Salento yarımadasının batı kıyısında yer alan Gallipoli, hem tarihi merkezi hem de masmavi plajlarıyla dikkat çeker. Akşam saatlerinde eski şehirde gün batımı izlemek unutulmaz.
  12. Otranto Adriatik kıyısındaki bu küçük kasaba, tarihi limanı, mozaikleriyle ünlü katedrali ve berrak deniziyle görülmeye değer. Ayrıca İtalya’nın en doğu noktası olarak da bilinir. Burası kısa bir süre Osmanlı İmparatorluğu işgali altında kalmış.
  13. Santa Maria di Leuca Salento’nun en güney ucunda yer alan Santa Maria di Leuca, Adriyatik ve İyon denizlerinin birleştiği noktada konumlanır. Deniz feneri ve sahil yürüyüşüyle ünlü bu şehir, yaz aylarında oldukça hareketlidir. Denize yakın olmak istiyorsanız harika bir nokta, çünkü İyon ve Adriyatik denizlerinin birleştiği yerdesiniz. Diğer bölgelerden farklı olarak burada pek çok etkileyici villa bulunuyor. Mimarlık tutkunları bu yapıları incelemek için ayrıca gelebilirler.
  14. Altamura Kendine özgü ekmeğiyle ünlü Altamura, aynı zamanda iyi korunmuş Orta Çağ sokakları ve katedraliyle de dikkat çekiyor. Özellikle gastronomi meraklıları için ideal bir durak.
  15. Trani Puglia’nın kuzeyinde, deniz kenarındaki konumuyla büyüleyen Trani, Romanesk mimarisiyle öne çıkıyor. Deniz kıyısındaki katedrali ve limanı akşam yürüyüşü için harika bir atmosfere sahip. Gördüğümüz yerleşimler arasında en az etkilendiğimiz yer oldu, belki de en son geldiğimiz için olabilir.

Alberobello

Alberobello’nun konik çatılı trulli evleri. İşte 10 maddede bu eşsiz yapılar hakkında bilmeniz gerekenler:

1. Trulli Nedir? “Trullo” (çoğulu “trulli”), Puglia bölgesine özgü, konik çatılı, taş duvarlı geleneksel evler. Genellikle kuru taş tekniğiyle, yani harç kullanılmadan inşa edilir.

2. Tarihi Kökenleri: Trulli evlerinin kökeni 14. yüzyıla kadar uzanır. 15.yüzyılda Napoli Krallığı’nın vergi yasalarından kaçınmak için, bu evler kolayca sökülebilir şekilde inşa edilmiş. Vergi memurları geldiğinde, çatılar sökülerek evler geçici yapılar gibi gösterilerek vergi ödemelerinden kurtuldukları düşünülüyor.

3. UNESCO Dünya Mirası: Bu yapılar en yoğun olarak Alberobello’da bulunuyor. Alberobello Trulli evleri, 1996 yılında UNESCO Dünya Mirası olarak tescillenmiştir. Bölgede 1.500’den fazla trullo bulunuyor.   

4. Trulli Mimarisi: Çatıları, üst üste yerleştirilmiş taşlarla yapılır ve genellikle beyaz kireçle sıvanır.

5. İklimle Uyumu: Kalın taş duvarlar, yazın serin, kışın ise sıcak bir iç ortam sağlıyor.

6. Harran Evleri: Şanlıurfa’nın Harran bölgesindeki kümbet evler, Trulli evlerine mimari açıdan çok benziyor. Her iki yapı da konik çatılı ve taş malzemeden yapılmış olsa da koruma ve turizm anlamında Harran ne yazık ki Alberobello’nun çok gerisinde.

7. Trullo Sovrano: Alberobello’daki en büyük trullo olarak kabul edilen Sovrano, günümüzde müze olarak ziyaret edilebiliyor.

8. Kullanımı: Trulli evleri günümüzde çoğunlukla konaklama amaçlı olmakla beraber restoran, kafe gibi turistik amaçlarla da kullanılmakta.

9. Semboller: Trulli evlerinin konik çatılarında dikkat çeken beyaz semboller göreceksiniz. Genellikle koruyucu amaçlarla çizilen bu sembollerin, evin şansını arttırdığına veya kötü ruhları uzak tuttuğuna inanılırdı.

10. Casa d’Amore: Alberobello’nun tarihinde dönüm noktası sayılan Casa d’Amore, 1797 yılında Kral IV. Ferdinand’ın şehri resmen tanımasından sonra harçlainşa edilen ilk yapı olarak öne çıkıyor. Ev sahibi Francesco D’Amore, yerel kontların “geçici” yapı şartını çiğneyerek, kraliyet izniyle ilk kalıcı binayı inşa etmiştir. Ev üzerindeki Latince bir yazı bulunuyor: “İlk kez kraliyet yetkisiyle inşa edilen yapı.”

Bonus: Trullo’nun Göçü: Bu yapılar sadece Puglia’da değil Almanya’nın Rhineland bölgesindeki bağların arasında da karşınıza çıkabilir. 18.yüzyılda Puglia’dan Almanya’ya ekonomik nedenlerle göç eden işçiler, alışık oldukları kırsal koşullara benzeyen bu topraklarda hem bağcılıkla uğraştılar hem de tanıdık yapı tekniklerini kullandılar.

Neden bu evleri inşa ettikleri tam olarak bilinmese de, bazıları bunu geçici barınak koşullarını karşılamak için, bazılarıysa geride bıraktıkları memleketlerine duydukları özlemle açıklıyor. Yüzlerce kilometre uzakta bile, trulli onlar için güvenli ve tanıdık bir yuva olmuş.

Puglia'da Nerede Yüzülür?

Puglia’da Nerede Yüzülür? En Güzel Plaj ve Koy Rehberi

Puglia’da yüzmek için seçenek çok: kayalık kıyılar, altın renkli kum plajları, gizli koylar, doğal havuzlar ve mağaralar… Biz bu seyahatte Mayıs ayının başında oradaydık — deniz hâlâ serindi ama havalar güneşliydi, denize giren çok sayıda kişiye de rastladık. Eğer sıcak denizleri tercih ediyorsanız Mayıs başı biraz erken olabilir; ama sakince yüzmek, kalabalıktan uzak kalmak ve doğanın tadını çıkarmak için harika bir zaman. Seçim size kalmış.

Genelde beach club’lar yerine ücretsiz, işletmesiz koyları tercih ediyoruz. Bize göre deniz kenarında bir duşun olması bile yeterli. Elbette farklı zevklere göre pek çok alternatif var: Tekneyle ulaşabileceğiniz mağaralarda yüzmek, kayalıklardan atlamak, kumluk plajlarda gün batımını izlemek ya da bir kokteyl eşliğinde denize karşı uzanmak…

Bu seyahatte birçok yüzme noktası keşfettik, bazılarını sadece gezdik ama çoğunu kaydettik. Kimisi manzarasıyla, kimisi suyun berraklığıyla aklımızda kaldı. Aşağıda, yüzmek için en sevilen yerlerden manzarası için mutlaka görülmesi gereken noktalara uzanan bir liste bulacaksınız:

Favori Yüzme Noktaları ve Gidilesi Koylar:

  • Torre dell’Orso & Le Due Sorelle: İncecik kum, dalgasız deniz ve ikonik “İki Kız Kardeş” kayalıklarıyla kartpostallık bir manzara.

  • Il Ciolo: Yüksek kayalıklardan denize bakmak bile başlı başına bir deneyim.

  • Cave of Poetry: Doğal bir havuz gibi. Şiirsel ismini hak ediyor.

  • Cala dell’Acquaviva: Minicik ama sakin; berrak sularıyla içe dönük bir koy.

  • Spiaggia di Pescoluse (Maldivi del Salento): Uçsuz bucaksız, tropik görünümlü bir plaj.

  • Baia dei Turchi: Çam ormanlarının içinden ulaşacağınız altın renkli bir kumsal.

  • Faraglioni di Sant’Andrea: Doğal kaya oluşumları arasında yüzmek eşsiz bir his.

  • Porto Miggiano & Porto Badisco: Daha az bilinen ama kesinlikle keşfe değer iki koy.

  • Cala Sala (Port’alga) & Cala Torre Cintola: Özellikle dalış ve şnorkelle yüzme için uygun.

  • Spiaggia di Torre Pozzelle: Sessiz ve daha az bilinen bir alternatif.

  • Porto Bianco (Monopoli): Şehir içinde ama oldukça güzel bir deniz.

  • Lama Monachile (Polignano a Mare): Manzarası için mutlaka görülmeli.

  • San Pietro in Bevagna & Campomarino Dunes: Kum tepeleriyle çevrili geniş plajlar.

  • Spiaggia e Piscina Naturale di Marina Serra: Doğal bir yüzme havuzunu andırıyor.

  • Bagno Marino Archi & Tricase Porto: Hem yüzmek hem gün batımını izlemek için ideal.


Her biri ayrı bir hikâye anlatıyor; bizce seyahatinize birkaçını mutlaka ekleyin. Puglia’da yüzmek, sadece denize girmek değil — doğayla, ışıkla, taşlarla ve zamanla kurulan bir bağ. 💙

Matera

Bari’den sadece 1 saat uzaklıkta, İtalya’nın güneyinde saklı kalmış bir şehir var: MATERA 🇮🇹 Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan bu küçük şehir, taşlara oyulmuş yapıları ve binlerce yıllık tarihiyle kesinlikle rotanıza eklemeniz gereken duraklardan biri.

Eğer Matera’ya bir seyahat planlıyorsanız, kaydetmeniz gereken yerler:

• Sassi di Matera – Mağara yerleşimlerinin bulunduğu tarihi bölge
• Casa Grotta di Vico Solitario – Geleneksel yaşama dair korunmuş bir örnek
• Matera Katedrali (Duomo) – Şehrin siluetine hakim tarihi bir yapı
• Palombaro Lungo – Yer altındaki devasa su sarnıcı
• Santa Maria de Idris – Kaya içine oyulmuş etkileyici bir kilise
• Murgia Parkı – Doğa yürüyüşleri ve Sassi manzaraları için
• Casa Noha – Şehrin çarpıcı geçmişini anlatan multimedya deneyimi
• Belvedere Murgia Timone – Özellikle gün batımında etkileyici bir seyir noktası
• Via Muro – No Time to Die filminden hatırlayacağınız o ikonik sokak


Matera, dünyanın en eski sürekli yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilen bir şehir. Yerleşim tarih öncesi çağlara, kayalara oyulmuş mağaralara kadar uzanıyor. Bu mağara evlerin oluşturduğu Sassi bölgesi, şehir manzarasının en karakteristik parçası.

1950’lere kadar burada binlerce insan, temel altyapıdan yoksun şekilde yaşamını sürdürüyordu. Bu koşullar nedeniyle Matera, uzun süre yoksulluğun sembolü haline geldi. Yazar Carlo Levi, Sassi’yi “Dante’nin cehennemi”ne benzetmişti. Devlet müdahale ederek halkı yeni konutlara taşıdı ve Sassi büyük ölçüde boş kaldı.

Uzun yıllar sessizliğe gömülen şehir, 1993 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındıktan sonra yeniden ilgi görmeye başladı. 2019’da Avrupa Kültür Başkenti seçilmesiyle beraber Matera, kültürel ve turistik anlamda büyük bir dönüşüm geçirdi.

Bugün terk edilmiş mağaralar otel, galeri ve restoranlara dönüştü. Şehir aynı zamanda birçok uluslararası filme ev sahipliği yaptı: No Time to Die, Ben-Hur, Wonder Woman ve Pasolini’nin İncil’e Göre Matta filmi gibi yapımlar burada çekildi. Özellikle Via Muro, sinema meraklıları için kaçırılmaması gereken bir noktaya dönüştü.

Matera’nın mutfağı, bölgenin sade ama karakterli yapısını yansıtıyor. İsrafa yer bırakmayan cucina povera anlayışıyla hazırlanan tarifler arasında acquasala (bayat ekmek, domates, soğan, biber ve yumurta ile yapılan bir yemek) ve crapiata (tahıllar ve sebzelerle yapılan geleneksel bir çorba) öne çıkıyor.

Bugün Matera, sadece tarihiyle değil, aynı zamanda gündelik yaşamıyla da ziyaretçilerine güçlü bir deneyim sunuyor. Mimari mirası, mutfağı, şehir dokusu ve geçmişiyle, İtalya’nın güneyinde alışıldık rotaların dışında, özgün bir durak arayanlar için etkileyici bir alternatif oluşturuyor.

Her yıl 2 Temmuz’da düzenlenen Festa della Madonna della Bruna, Matera’nın en büyük ve en köklü halk festivali. 600 yıldan fazladır kutlanan bu gelenek, şehrin koruyucu azizesi Madonna della Bruna‘ya adanmış.

Gün, sabahın erken saatlerinden itibaren dini törenlerle başlar. Öğleden sonra, Madonna heykelini taşıyan süslenmiş dev bir araba (carro trionfale) şehirde dolaştırılır. Akşam olduğunda ise bu heykel arabası kalabalığın önünde parçalanır — bu, kötülüğün yok edilmesini ve yenilenmeyi simgeler. Parçaları kapmak uğur sayılır.

Gecenin sonunda gökyüzü havai fişeklerle aydınlanır. Hem dindar hem de teatral olan bu festival, Matera’nın kolektif hafızasında çok önemli bir yere sahip. Ziyaretiniz bu tarihe denk gelirse, şehrin sıradan taş duvarlarının nasıl bir karnavala dönüştüğünü görmek unutulmaz olur.

Sizi Güney İtalya'ya Işınlayacak 13 Film: Sinemada İtalya

aş sokaklar, zeytin ağaçları, deniz kıyısında dalgalanan çamaşırlar… Sinemanın büyüsüyle sizi Sicilya’dan Amalfi’ye, Lecce’den Napoli’ye taşıyan 13 film bir arada. Güney İtalya ve sinemanın kesişiminde bizim için önemli bir yönetmen, Ferzan Özpetek bulunuyor. Onun filmlerinde her zaman kalabalık sofralar, kimlik çatışmaları, İtalya’nın kırsalı ile müzik iç içe geçer. Haliyle bu listede de kendisinin üç filmi var.

Mine Vaganti (Loose Cannons) – 2010 – IMDb: 7.2/10
Yemek sahneleriyle akılda kalan Ferzan Özpetek filmi, Lecce’nin tarihi atmosferinde çekildi. Geleneksel bir aile içindeki kimlik çatışmalarını ve Sezen Aksu şarkılarını içeren bir komedi.

The Hand of God (2021) – IMDb: 7.3/10
Paolo Sorrentino’nun yönettiği bu yarı otobiyografik film, 1980’lerin Napoli’sinde Maradona çılgınlığını ve bir gencin kişisel dönüşümünü anlatıyor.

Il Postino (The Postman) – 1994 – IMDb: 7.8/10
“Şiir, yazana değil; ona ihtiyacı olana aittir.” repliğiyle hafızalara kazınan bu film, şair Pablo Neruda’nın Procida adasındaki sürgün yıllarında bir postacıyla kurduğu dostluğu işler.

Cinema Paradiso (1988) – IMDb: 8.5/10
Giuseppe Tornatore’nin yönettiği Oscar ödüllü bu başyapıt, Sicilya’nın küçük bir kasabasında sinema aşkıyla büyüyen bir çocuğun yönetmenliğe uzanan hikayesini anlatıyor.

La Dea Fortuna (2019) – IMDb: 6.7/10
Ferzan Özpetek’in Roma’da geçen bu filminde, modern ilişkiler ve geleneksel güneyli aile yapısı arasındaki kültürel çatışmalar öne çıkıyor.

The Talented Mr. Ripley (1999) – IMDb: 7.4/10
Amalfi kıyılarını ve bitmek bilmeyen merdivenlerini hafızalara kazıyan bu film, yakın zamanda aynı isimle Netflix’te siyah-beyaz bir dizi olarak da uyarlandı.

Malèna (2000) – IMDb: 7.4/10
Giuseppe Tornatore’nin yönettiği bu film, 1940’larda Sicilya’da küçük bir çocuğun, gizemli bir kadına duyduğu aşk üzerinden büyüme sancılarını anlatıyor.

Love Is All You Need (2012) – IMDb: 6.5/10
Susanne Bier’in yönettiği bu romantik dram, Positano ve Sorrento’da geçiyor ve Amalfi kıyılarının güncel yüzünü perdeye taşıyor.

Le Quattro Volte (2010) – IMDb: 7.2/10
Calabria’nın dağ köylerinden birinde geçen bu diyalogsuz film, bir keçi çobanının yaşamı üzerinden doğa, ruh ve döngüsellik üzerine sinematik bir meditasyon sunuyor.

Avanti! (1972) – IMDb: 7.2/10
Billy Wilder’ın yönettiği bu romantik komedi, Amalfi’nin büyülü otelleri ve sahilleri eşliğinde geçen eğlenceli bir hikaye.

Allacciate le cinture (Fasten Your Seatbelts) – 2014 – IMDb: 6.5/10
Bir başka Özpetek filmi ve yine Lecce’deyiz. Modern bir aşk hikayesi, mimari ve dönüşümle iç içe.

Il Gattopardo (The Leopard) – 1963 – IMDb: 7.9/10
Ünlü yönetmen Luchino Visconti’nin başyapıtlarından biri olan bu filmde, İtalya’nın birleşme sürecinde aristokrasinin çöküşünü ve yeni elitlerin Sicilya’daki yükselişini izliyoruz. Netflix’e aynı isimle bir de mini dizi geldi yakın zamanda.

Il Bene Mio (2018) – IMDb: 6.5/10
Pippo Mezzapesa’nın yönettiği bu film, Puglia’da deprem sonrası terk edilmiş bir kasabanın belleği ve direnişine odaklanıyor.

Arama