

Kraliyet gelenekleri, taş sokakları, nehir kıyısındaki parkları ve yüzyıllardır değişmeyen ritmiyle, Windsor, kısa bir yolculukla şehirden kopabileceğiniz nadir duraklardan.
Biz de sizin için 24 saatlik bir rota hazırladık. Biz bu rotaya direkt Heathrow’dan arabayla başladık, yaklaşık yarım saat uzaklıkta.
İlk durağımız, Windsor Castle 900 yılı aşkın süredir kullanılan, Britanya monarşisinin en önemli sembollerinden biri.
Windsor Castle’da kesinlikle görmeniz gerekenler: Queen Mary’s Dolls’ House, The State Apartments ve St George’s Chapel.
Devlet Apartmanları’nda pek çok büyüleyici yatak odası, yemek salonu, toplantı salonları bulunuyor. İçerisinde Kral’a ait bir hayli şaşalı üzerinde kocaman bir taç bulunan bir yatak da var. En son ABD Başkanı Donald J. Trump’ın misafir edildiği St. George’s Hall da ziyaret edilebiliyor. Her yeri tek tek fotoğraflamak isteseniz de garip bir politika nedeniyle içeride fotoğraf çekmek yasak. Özellikle Noel süslemeleri bir hayli güzel. Sadece nöbet değişimini görmek için bile gidilebilir.
15. yüzyılda Gotik bir mimaride inşa edilen St. George’s Chapel, yüzyıllardır kraliyet düğünlerine, cenazelere ve en önemli törenlere ev sahipliği yapıyor. Kraliçe II. Elizabeth’in defnedildiği ve aynı zamanda Harry ve Meghan’ın düğününün yapıldığı yer.
İkinci sırada ise, Thames Street ve Guildhall çevresinde yürüyüş yapmak var. Ve hatta hava izin verirse Thames nehrinde tekne turu yapabilirsiniz.
The Long Walk, kalenin ihtişamlı manzaraları için burada da yürüyüş yapabilirsiniz.
Windsor civarında hızlı bir öğle yemeği için biz Franco Manca’da lezzetli bir pizza molası verdik.
Windsor’daki tek gecemizde Fairmont Windsor Park’ta konakladık. Eski bir kraliyet arazisi üzerinde, tarihi merkezin kalabalığından uzak, tam anlamıyla bir inziva oteli.
Akşam yemeği içinse tercihimiz Loch & Tyne. Bizim tekrar Windsor’a gitme sebebimiz bu gastropub olur.
Şef Adam Handling’in mutfak modern İngiliz mutfağı üzerine kurulu; ana yemeklerde daha az deneysel ama çok iyi düşünülmüş tabaklar sunduğu restoranı Michelin Bib Gourmand seçkisinde yer alıyor. Ana yemeklerden benim favorim kesinlikle squash ravioli ve sonrasında venison oldu.
Atıştırmalıklarda ise şefin karakteri öne çıkıyor:
• Chicken butter – İngilizler için Pazar günü klasiği: Sunday roast’tan ilham alan bu tabak, tereyağı, ciğer pate ve çıtır tavuk parçalarından oluşuyor, şefin imza tabaklarından.
• Haggis scotch egg
• ‘Mother’ – Şefin, ilk restoranını açmadan hemen önce vejetaryen olan annesine küçük bir gönderme.
Gösterişsiz, sıcak ve gerçekten iyi yemekler… Windsor’a yakışan sakin ama güçlü bir akşam yemeği. Loch & Tyne aynı zamanda konaklama imkanı da sunuyor.
* Bu içeriğin hazırlanmasında Great Campaign‘in ve Visit Windsor‘ın katkıları olmuştur.