Utrecht

Utrecht, ilk bakışta Amsterdam’ın gölgesinde kalmış gibi görünen ama sokaklarına adım attıkça kendine has karakteriyle insanı büyüleyen şehirlerden. Kanalları, yüzyıllara dayanan tarihi, üniversite kültürünün getirdiği genç enerjisi ve gündelik hayatın içindeki o dingin ritim… Burada geçirdiğimiz birkaç günün sonunda, “galiba bu şehirde biraz daha kalınır” diyenlerden olduk.

Başlamadan önce, seyahatinizde başka Hollanda durakları da varsa, Amsterdam veya Rotterdam önerilerimize de göz atmayı unutmayın. Utrecht’i başkentle birlikte planladığınızda, Hollanda’nın farklı yüzlerini görmek hikâyeyi çok daha güzel tamamlıyor.

Hollanda’nın en önemli kültür ve eğitim merkezlerinden biri olan Utrecht, tarihle çağdaş yaşamın iç içe geçtiği özel bir dokuya sahip. Şehirde iki ana kanal bulunuyor; hatta bir dönem otoyola dönüştürülen eski şehir hendeğinin yeniden suyla doldurulup tarihî görünümüne kavuşturulmasıyla pratikte üç kanaldan bahsetmek mümkün. Bu kanallardan özellikle Oudegracht (Eski Kanal), benzersiz iki katmanlı yapısıyla dikkat çekiyor: Üst katta yayalar ve araçlar hareket ederken, su seviyesindeki alt katta eski mahzenlerin dönüştürüldüğü evler, yürüyüş yolları, kafe ve restoranlar yer alıyor.

Ülkenin en köklü eğitim kurumlarından Utrecht Üniversitesi’ne ev sahipliği yapan şehir, son yıllarda büyük ölçüde otomobilsiz ulaşıma geçmiş durumda. Taksiler ve otobüsler dışında sokaklarda motorlu araç görmek neredeyse imkânsız. Şehir içi ulaşımın omurgasını bisiklet oluşturuyor; bu da haftanın ilk gününde bile şehre olağanüstü bir sessizlik, huzur ve özgürlük duygusu katıyor. Şehrin en belirgin simgesi ise tarihî St. Martin Katedrali’nin heybetli çan kulesi olan Dom Kulesi (Domtoren).

Mutfak kültürü ve yemekleri bizi aşırı etkilememiş olsa da şehirdeki genel mekan ve servis standardının bir hayli yüksek olduğunu belirtmek gerek. Ayrıca Utrecht, yüzölçümüne kıyasla inanılmaz zengin bir müze çeşitliliğine sahip. Çeşitli mekanik müzik aletlerini ve orgları deneyimleyebileceğiniz Museum Speelklok, modern sanat odaklı Centraal Museum, döneminin çok ötesindeki mimarisiyle Rietveld Schröder Evi ve şehre çok yakın konumdaki masalsı De Haar Kalesi bizim en sevdiğimiz durakların başında geldi.

Utrecht, bir hafta sonuna sığabilecek kadar kompakt ama detaylarına indikçe birkaç gün daha kalmayı düşündürecek kadar katmanlı bir rota.

Utrecht’te Nerede Konaklamalı?

Biz bu gezimizde tren istasyonuna ve şehir merkezine yakınlığı sebebiyle Park Plaza Utrecht otelinde konakladık; ulaşım ve konum açısından oldukça pratik bir tercih oldu. Utrecht genel olarak son derece güvenli bir şehir hissi veriyor. Ancak tren istasyonunun çevresi zaman zaman bazı gezginler için ekstra dikkat gerektirebilir; biz herhangi bir olumsuzluk yaşamamış olsak da konaklama konumunda bu tür hassasiyeti olanlar için küçük bir dipnot olarak paylaşmış olalım.

Utrecht’e Nasıl Gidilir ve Ulaşım

Utrecht’e Türkiye’den ulaşmak en az Amsterdam’a gitmek kadar kolay. Şehirde kendi havalimanı bulunmuyor ancak buna hiç gerek de yok; çünkü Amsterdam Schiphol Havalimanı’na sadece 30 dakika mesafede.

  • Türkiye’den Uçuş: İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerimizden Hollanda’ya direkt uçuşlarla yaklaşık 3,5–4 saatte ulaşılabiliyor. Bu rotada sunduğu konfor ve yüksek hizmet kalitesiyle öne çıkan KLM (Hollanda Kraliyet Hava Yolları) ile doğrudan Schiphol Havalimanı’na uçabilir, gezinize daha havadayken konforlu bir şekilde başlayabilirsiniz.

  • Havalimanından Utrecht’e Geçiş: Schiphol Havalimanı’nın hemen altından kalkan doğrudan NS (Hollanda Demiryolları) trenleriyle yaklaşık 30 dakikada aktarmasız olarak Utrecht Centraal (Merkez Tren İstasyonu) durağına varabiliyorsunuz.

  • Şehir İçi Ulaşım: Utrecht yürüyerek keşfetmeye inanılmaz uygun bir şehir. Biz gezi boyunca neredeyse her yere yürüyerek ulaştık, mesafelerin uzadığı birkaç noktada ise Uber kullandık. Toplu taşıma kullanmak isterseniz sistem temassız kartlarla (OVpay) çalışıyor.

İşte Utrecht’te geçirdiğimiz günlerden aklımızda kalan detaylar, favori duraklarımız ve şehirle ilk kez tanışacaklar için rehberimiz…

İçindekiler

İyi Lezzet Durakları

Restoranlar:

– Bistro Madeleine
– Restaurant Maeve
– Sea Salt Saloon
– Bar Bet
– Restaurant Concours
– Restobar Rosie
– Morrow
– Restaurant Jus en Pepper
– Cafe Restaurant Terroir


Pizza:

– Pizza Beppe
– O’Panuozzo Napoli

Cafe / Bakery / Specialty Coffee:

– Bakkerij Kameel
– The Village Coffee
– KLUTS koffie & vegan bakkerij
– KEEK bakkerij
– Keen Coffee Bar
– Cafedaki Utrecht
– Cafca
– Jacques
– Wakuli Coffee
– Black Brew
– Blackbird Coffee
– LUCA IJssalon Ice Cream
– Cupp

Street Food:

– Broodje Mario
– Bocata
– Manneken Pis Utrecht
– Broodje Ben
– Juuls Hummus
– The Streetfood Club

Deneyimler

Gezilecek Yerler & Parklar:

• Domkerk & Dom Tower
• Pandhof van de Dom
• Rietveld Schröderhuis
Bibliotheek Utrecht
• De Haar Castle
• Centraal Museum
• Museum Speelklok
• The Railway Museum Spoorwegmuseum
• Museum Catharijneconvent
• Sonnenborgh Museum & Sterrenwacht
• Nijntje Museum
• Wilhelminapark
• Utrecht Botanic Gardens
• Oude Hortus
• Julianapark
• Máximapark
• Haarrijnseplas

Utrecht Yeme-İçme Önerileri

Utrecht’in yeme-içme sahnesi, şık gastronomik deneyimlerden samimi mahalle fırınlarına ve hızlı sokak lezzetlerine kadar oldukça zengin bir seçnek sunuyor. Şehirde öne çıkan lezzet duraklarını ve gitmeden bilmeniz gerekenleri aynı sırayla derledik:

Restoranlar

  • Bistro Madeleine: Utrecht’in en sevilen Fransız bistrolarından biri. Klasik Fransız mutfağını modern ve rafine bir dokunuşla sunuyorlar. Oeuf mayonnaise, terrine, steak tartare, şarküteri tabağı gibi aperatiflerle başlayıp, mevsime göre kuşkonmazlar, deniz mahsülleri veya uzun pişirim etlerinden deneyebilirsiniz. Burası nefis şarap seçkisiyle tam bir Fransız brasserie atmosferi yaşatıyor. Akşam yemekleri için rezervasyon şart, biz Dom Tower gezisi sonrası keyifli bir öğle yemeği için geldik.

  • Restaurant Maeve: Şehrin gastronomi kalibresini yukarı taşıyan, Michelin rehberinde de 1 yıldız ile yer alan fine-dining bir restora. Mevsimsel, taze ve yerel malzemelerle hazırladıkları tadım menüleri görsel açıdan tam bir şölen. Özel bir akşam yemeği planı için iyi bir adres olabilir. Yediğimiz tüm tabaklar iyi pişirilmiş ve kurgulanmış olsa da akılda kalıcı olduklarını söylemek biraz zor. Servis bu kalitede bir restoran için biraz daha organize olabilir. Tadım menüleri 110-155€ arasında değişiyor.

  • Sea Salt Saloon: Deniz mahsulü sevenler için Utrecht’teki en keyifli mekanlardan olabilir, burayı Madeleine’e geldiğimizde keşfettik hemen yan tarafta keyifle deniz ürünleri yiyen Hollandalıları görünce karşı koyamadık ve başka bir öğle yemeği için de buraya geldik… Taze istiridyeler, günün balıkları ve ufak tapaslarıyla oldukça canlı ve modern bir balık bistrosu havasına sahip. Şehrin merkezinde ferah bir deniz ürünleri ziyafeti için mutlaka listenizde olmalı. Menu a la carte.

  • Bar Bet: Yine aynı sokakta yani Sea Salt Saloon ve Madeleine ile aynı sırada bulunan, lezzetli atıştırmalıklar ve güzel şaraplar eşliğinde vakit geçirebileceğiniz son derece samimi ve sıcak bir mahalle barı/restoranı. Burada dilerseniz kendinizi şefe bırakabilir ve sizin için 4-5 tabak seçmesini isteyebilirsiniz. Menüde istridyeler, sardalya domates tartine, oeuf mayonnaise, profiterole chicken liver gibi ufak atıştırmalıklar öne çıkıyor.

  • Restaurant Concours: Utrecht’te mevsimsel lezzetlerin ve şef dokunuşlarının ön planda olduğu, modern gastronomi meraklıları için keyifli bir restoran.  Menüde wolffish, Hollanda’nın meşhur Zeeland midyeleri, ıstakoz ve kuzu eti gibi özel içerikler; enginar kalbi, kuzu göbeği mantarı soslu kabak çiçeği dolması ve Tom Kha aromalarıyla zenginleştirilmiş vejetaryen seçeneklerle mükemmel bir dengede sunuluyor. 4 ila 6 aşamalı tadım menülerinin (77€ – 101€) yanı sıra, 1 saati aşmayan pratik bir “Quick Lunch” veya terasta sunulan hafif aperatifler/ünlü Bouillabaisse çorbaları eşliğinde keyifli bir öğle yemeği seçeneği de mevcut.

  • Restobar Rosie: Klasik ve modern çizgileri birleştiren; kaliteli şaraplar, lezzetli küçük tabaklar ve yüksek enerjili atmosferiyle dikkat çeken popüler bir restobar. Şarap seçkisi gerçekten çok keyifli, çalışanlardan kesinlikle yardım isteyin hemen moodunuza göre bir tavsiyeyle geliyorlar. Keyifli bir peynir ve şarküteri tabağı ile başlayıp günün menüsünden tavsiyelerle devam edin.

  • Morrow: Şık dekorasyonu ve geniş menüsüyle öne çıkan tüm gün gidilebilecek mekanlardan, henüz yeni açılmasına rağmen baya ilgi çekiyor gibi. Tam akşam yemeği öncesi keyifli bir içki ve aperatif için uğranacak mekan. Ege mezeleri, küçük pizzaları ve biraz kokteyl.

  • Restaurant Jus en Pepper: Geleneksel teknikleri zencefil, yuzu ve kosho gibi Asya esintili aromalarla harmanlayan; lezzet dengesi ve sıfır atık yaklaşımıyla dikkat çeken keyifli bir durak. Şefin 2 ila 6 aşamalı sürpriz tadım menülerinin yanı sıra hafta içi à la carte seçenekler; rendang kroket, istiridye çeşitleri ve atıştırmalıklar eşliğinde kaliteli bir akşam yemeği veya öğle molası için ideal.

  • Cafe Restaurant Terroir: Şehrin yerel üreticilerinden temin edilen mevsimlik sebze, taze deniz ürünleri ve etlerle haftalık olarak değişen Fransız klasiği odaklı modern bir menü sunan Terroir; gereksiz süslemelerden uzak, sade ama lezzet odaklı tabağı ve zengin şarap seçkisiyle öne çıkıyor. (Dilediğinizde à-la-carte seçimler yapabilir ya da mevsimsel 4-6 aşamalı table d’hôtes tadım menülerini deneyimleyebilirsiniz.)

Pizza

  • Pizza Beppe: Napoliten pizza sevenler için kentin popüler adresi; hamuru daha lezzetli olabilir, şehirde birkaç farklı lokasyonda şubeleri var. Alternatif bir yemek için aklınızda olsun.

  • O’Panuozzo Napoli: Napoli tarzı panuozzo ve pizzaları Utrecht’e taşıyan bir diğer İtalyan restoranı. Yine birkaç şubesi var.

Cafe / Bakery / Specialty Coffee

  • Bakkerij Kameel: Taze ekmekleri, artisan hamur işleri ve geleneksel fırın ürünleriyle güne başlamak için harika bir fırın. Özellikle Amsterdam’da gördüğümüz fırınlardan sonra Utrecht biraz zayıf kaldı ancak Bakkerij Kameel bu anlamda en tatmin edici olandı.

  • The Village Coffee: Utrecht’in nitelikli kahve kültürünü yaşatan, rokoko/punk rock havası ve harika espresso seçkisiyle şehrin ikonik kahvecilerinden biri.

  • KLUTS koffie & vegan bakkerij: Tamamen vegan hamur işleri, nefis kekleri ve lezzetli kahveleriyle öne çıkan çok tatlı bir mekan.

  • KEEK bakkerij: Organik malzemelerle ürettikleri taze çörekler, kişler ve tatlılarla dolu sıcacık bir ekolojik fırın.

  • Keen Coffee Bar: Kahve çekirdeğinin izini süren, kahve tutkunları için nitelikli demleme yöntemleri sunan minimalist bir kahve barı.

  • Cafedaki Utrecht: Yunan tarzı soğuk kahveler (Frappe, Freddo Espresso) ve tatlı molaları için özgün bir alternatif. Ege’den bu kadar uzakta iyi bir bougatsa yemeyi beklemiyordum bana da sürpriz oldu.

  • Cafca: Sakin atmosferi ve kaliteli kahveleriyle oturup çalışmak veya kitap okumak için ideal samimi bir mekan.

  • Jacques: Taze kruvasanları, nefis kahveleri ve şık tasarımıyla Fransız esintili keyifli bir kafe.

  • Wakuli Coffee: Sürdürülebilir kahve üretimine odaklanan, çekirdek kalitesi yüksek ve ferah bir kahve durağı.

  • Black Brew: İyi müzik, samimi mahalle hissi ve nitelikli kahve arayanların Utrecht’teki favori adresi.

  • Blackbird Coffee: İkinci el vintage eşyalar ve bisiklet temalı dekorasyonuyla hem gözünüze hem damak tadınıza hitap eden özgün bir kahveci.

  • Cupp: Nitelikli kahvelerinin yanı sıra lezzetli kahvaltı ve brunch seçenekleriyle güne başlama noktası oalbilir. Biz sadece kahve molası verdik.

Street Food

  • Broodje Mario: Utrecht’in adeta efsanesi haline gelmiş, devasa ve lezzetli sandviçleriyle meşhur ayaküstü lezzet durağı.

  • Manneken Pis Utrecht: Hollanda ve Belçika usulü, bol soslu sıcak patates kızartması (Frites) yemek isteyenlerin önünde uzun kuyruklar oluşturduğu ikonik patatesci. Hiç fena değil 🙂

  • Broodje Ben: Oudegracht boyunca sıralanan, onlarca çeşit zengin içeriğiyle öğrenci dostu ve aşırı popüler sandviç tezgahı.

  • Juuls Hummus: Taze humus tabağı, sıcak pitalar ve Orta Doğu esintili sağlıklı lezzetler sunan renkli bir mekan.

  • The Streetfood Club: Dünya sokak lezzetlerini menüsünde barındıran, şehrin en popüler ve hareketli mekanlarından biri. Farklı çıtır tavuklar ve mantılar yedik, lezzet bakımından pek etkileyici olmasa da keyifli küçük bir meydanda olduğu için gün batımı saatlerinde bir içki eşliğinde atıştırmak için tercih edilebilir.

Utrecht Gezi Durakları

Mutlaka Görülmesi Gereken Utrecht Simgeleri 

  • Domtoren (Dom Kulesi) & Domkerk (Dom Katedrali): Şehrin kalbi, tarihi simgesi ve en yüksek çan kulesi.

  • Pandhof van de Dom: Katedralin hemen yanında gizlenen, büyüleyici Gotik mimarisiyle huzurlu manastır avlusu.

  • Rietveld Schröderhuis (Rietveld Schröder Evi): UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan, modern mimarlık tarihinin radikal ve en önemli dönüm noktalarından biri.

  • De Haar Castle (De Haar Kalesi): Hollanda’nın en büyük ve masalsı kalesi; şehre çok yakın konumdaki görkemli atmosferiyle kaçırılmamalı.

Öne Çıkan Müze ve Deneyimler (Kültür & Sanat)

  • Museum Speelklok: Müzikli saatler, otomatik enstrümanlar ve orglarla hem yetişkinler hem çocuklar için son derece interaktif ve eğlenceli bir müze.

  • Centraal Museum: Utrecht’in köklü sanat tarihinden modern tasarıma kadar uzanan geniş koleksiyonuyla şehrin ana müzesi.

  • The Railway Museum (Spoorwegmuseum): Eski bir tren istasyonunda kurulan, interaktif kurgusuyla Avrupa’nın en etkileyici demiryolu müzelerinden biri.

  • Museum Catharijneconvent: Büyüleyici bir eski manastır kompleksinde yer alan, Hollanda’nın Hristiyanlık ve din sanatı tarihine odaklanan müze.

Karakteristik & Niş Duraklar 

  • Sonnenborgh Museum & Sterrenwacht: Tarihi bir tabyanın üzerine kurulu, 19. yüzyıldan kalma gözlemevi ve gökbilim müzesi.

  • Nijntje Museum (Miffy Müzesi): Dünyaca ünlü Miffy karakterinin doğduğu şehirde, özellikle çocuklu aileler veya illüstrasyon meraklıları için tatlı bir durak.

Doğa, Parklar ve Açık Hava Alanları

  • Wilhelminapark: Şehrin doğusunda yer alan, anıtsal ağaçları, göleti ve şık kulübesiyle Utrecht’in en ikonik ve keyifli tarihi şehir parkı.

  • Utrecht Botanic Gardens (Utrecht Üniversitesi Botanik Bahçeleri): Fort Hoofddijk çevresinde yer alan, inanılmaz zengin bitki çeşitliliğine sahip devasa botanik bahçe.

  • Oude Hortus: Şehir merkezinde, eski tıp fakültesi bahçesinden günümüze kalan daha samimi ve sakin gizli botanik bahçe.

  • Julianapark: Şehrin yerellerinin vakit geçirdiği, içinde serbestçe dolaşan hayvanların yer aldığı keyifli mahalle parkı.

  • Máximapark: Şehrin biraz dışında kalan, peyzaj ödüllü geniş yürüyüş ve bisiklet parkı.

  • Haarrijnseplas: Utrecht’in göl kenarı dinlenme alanı; özellikle sıcak günlerde yüzmek ve göl kıyısında vakit geçirmek isteyenler için yerel bir kaçış noktası.

Masallardan Fırlamış Bir Miras: Kasteel de Haar (De Haar Kalesi)

Utrecht şehir merkezinden sadece yarım saat kadar uzaklaştığınızda, Haarzuilens köyünün yeşillikleri arasında yükselen Kasteel de Haar, Hollanda’nın en büyük ve şüphesiz en görkemli kalesi unvanını taşıyor. Yüksek kuleleri, hendekleri, asma köprüleri ve simetrik Fransız bahçeleriyle dışarıdan bakıldığında adeta bir masal kitabının sayfalarından fırlamış gibi duran bu yapı, Utrecht rotasının tartışmasız en büyüleyici duraklarından biri.

Kalenin geçmişi 13. yüzyıla kadar dayansa da bugün gördüğümüz ihtişamlı siluet, 19. yüzyılın sonunda Van Zuylen ailesi ve Rothschild ailesinin mali desteğiyle şekillenmiş. Amsterdam Rijksmuseum ve Centraal Station’ın da mimarı olan dünyaca ünlü Pierre Cuypers, kaleyi harap halinden alıp Neo-Gotik mimarinin zirve noktalarından biri olarak adeta yeniden inşa etmiş. Kalenin içine adım attığınızda zengin ahşap oymalar, nadide porselenler, devasa Goblen duvar halıları ve zamanında Brigitte Bardot’dan Coco Chanel’e kadar uluslararası sosyetenin görkemli davetlerine ev sahipliği yapmış salonlar sizi karşılıyor.

Sadece kalenin içi değil; göletleri, gül bahçeleri, geyik parkı ve labirent benzeri patikalarıyla yüzlerce dönümlük açık alanı da yürüyüş yapmak ve piknik tadında vakit geçirmek için inanılmaz keyifli bir atmosfer sunuyor.

Gezgin İpuçları & Pratik Bilgiler:

  • Nasıl Gidilir? Utrecht Centraal istasyonundan trenle kısa bir yolculukla Vleuten durağına geçip, oradan kalkan 111 numaralı otobüsle kalesinin hemen girişine rahatça ulaşabilirsiniz.

  • Bilet Tipi: Zamanınız kısıtlıysa sadece park ve bahçe bileti alabilir, ancak kalenin o büyüleyici atmosferini tam anlamıyla hissetmek istiyorsanız kale içi müze girişini de kapsayan bileti tercih etmenizi öneririz.

  • Zamanlama: Özellikle hafta sonları yoğun ilgi gördüğü için kale içi ziyaret biletinizi önceden online almak saat bazlı plan yapmayı kolaylaştırır.

Tasarımda Radikal Bir Dönüm Noktası: Rietveld Schröderhuis

Utrecht’in konut mahallelerinden birinde yükselen Rietveld Schröderhuis, sıradan bir ev değil; modern mimarlık tarihinin en radikal ve cesur yapılarından biri. 1924 yılında mimar Gerrit Rietveld tarafından, üç çocuklu dul bir anne olan Truus Schröder için tasarlanan bu ev, mimaride “geleneksel duvar ve oda” kavramlarını tamamen yerle bir etmesiyle tanınıyor. 2000 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan yapı, De Stijl akımının mimarideki tek eksiksiz uygulaması kabul ediliyor.

Evin dış cephesine baktığınızda, Mondrian tablolarının üç boyutlu bir binaya dönüştüğünü hissediyorsunuz. Kırmızı, mavi, sarı gibi ana renklerin siyah, beyaz ve gri yüzeylerle bir araya geldiği cephede; yatay ve dikey çizgiler kesintisiz bir hareket duygusu yaratıyor.

İç mekân ise dönemine göre tam anlamıyla devrim niteliğinde:

  • Hareketli ve Değişken Alanlar: Üst katta sabit duvarlar yerine sürgülü paneller kullanılmış. Gündüz çocukların oyun oynadığı veya çalışıldığı devasa, aydınlık tek bir açık alan; gece paneller çekildiğinde bağımsız yatak odalarına dönüşüyor.

  • İç-Dış İlişkisi: Dışarıdaki doğayı ve ışığı içeri almak için tasarlanan köşe pencereleri, açıldığında köşedeki dikey destek direği olmadan tamamen dışarıya açılıyor ve duvar algısını yok ediyor.

  • Bütüncül Tasarım: Evin içindeki sandalyelerden masa lambalarına, saklama alanlarından renk kodlamalarına kadar her detay bizzat Rietveld tarafından bu ev için özel olarak tasarlanmış.

Rietveld Schröder evi, sadece mimarlık meraklıları için değil; yaşam alanlarının nasıl özgürleştirilebileceğini görmek isteyen herkes için büyüleyici bir deneyim.

Gezgin İpuçları & Pratik Bilgiler:

  • Rezervasyon Zorunluluğu: Ev oldukça küçük olduğu ve koruma altında tutulduğu için içeriye aynı anda sadece çok sınırlı sayıda ziyaretçi kabul ediliyor. Bu yüzden biletinizi haftalar öncesinden online olarak almanız gerekebilir.

  • Sesli Rehber: Biletle birlikte verilen sesli rehber, panellerin ve mobilyaların nasıl dönüştüğünü anlamak açısından fena olmayan bir anlatım sunuyor.

  • Ulaşım: Centraal Museum’a yürüyüş mesafesinde yer alan eve şehir merkezinden uber ile, bisikletle ya da otobüsle çok kısa sürede ulaşabilirsiniz. Ziyaretinizi Centraal Museum biletiyle kombine etmek de güzel bir seçenek olabilir. Centraal Museum’da da tasarımcısıyla ilgili bölümler mevcut.

Arama