Valencia’yı tanımanın en iyi yollarından biri, mutfağıyla tanışmak. Zaten buraya kadar geldiyseniz ve önerilerimizi okuyorsanız muhtemelen siz de bizim gibi Valencia’ya iyi yemek peşinde seyahat ediyorsunuzdur. Burası paella’nın doğduğu şehir ama hikâye yalnızca pirinçle bitmiyor. Pazarlarda taze ürünler, şehrin farklı mahallelerinde hem geleneksel hem de çağdaş mutfak denemeleri var. İspanya’nın küçük/büyük tüm şehirlerinde olduğu gibi burada da pazarları gezmeyi unutmayın, mercato adı verilen bu kapalı yemek pazarları İspanyol şehirlerinin kalbi gibi. Şehirde yeme-içme deneyimleri tabii ki bu pazarlardan ibaret değil. Bazı akşamlar fine dining sofralarda daha modern tabaklar tadabilirsiniz, bazı günler ise bir bodega tezgahında küçük bir tapas tabağı da günün yıldızı olabiliyor.
Aşağıdaki mekanlar, Valencia’da geçirdiğimiz günlerde en çok aklımızda kalan duraklar. Her biri için kısa kısa izlenimlerimizi, neden gidileceğini ve kimlere göre olduğunu not ettik. Rezervasyon gerektiren yerler, daha rahat seçenekler ve pazar içindeki hızlı molalar… Valencia’da yemek planlarken iyi bir başlangıç noktası olacak.
Ricard Camarena Restaurant
Valencia’nın en etkileyici fine-dining deneyimlerinden biri. Şehrin iki Michelin yıldızlı restoranlarından olan Ricard Camarena, hem Valencia’da hem de İspanya genelinde adından sıkça söz ettiren bir şefin imza mekânı. Menü, Akdeniz’in mevsimsel ürünlerine odaklanıyor ve tabaklar abartıya kaçmadan, çok temiz ve net tatlarla ilerliyor.
Restoran, Bombas Gens sanat merkezinin içinde, eski bir fabrikanın dönüştürülmüş alanında yer alıyor. Amerikan ceviz paneller, tuğla duvarlar ve oldukça dingin bir atmosfer var. Mekânın kendisi de adeta deneyimin bir parçası. Servis ritmi sakin, detaylara verilen önem ise ilk andan itibaren hissediliyor.
Menüler, şefin son yıllarda üzerinde çalıştığı fikirleri farklı yoğunluklarda sunuyor.
Ricard Camarena Experience yaklaşık 250 euro ve en kapsamlı seçenek. Uzun bir akışla mutfağın dünyasını bütünüyle anlatıyor.
Ricard Camarena Route ise 220 euro ve biraz daha kısa ama yine de çok doyurucu bir yolculuk.
Daha esnek bir seçenek isteyenler için üç sabit başlangıçla ilerleyen, ana yemeğin seçildiği Menu Carte alternatifi de var. Eşleştirmeler ayrıca alınabiliyor. Klasik şarap eşleşmeleri kadar, ev yapımı alkolsüz içeceklerle hazırlanan yaratıcı eşlikler de dikkat çekici.
Tabaklarda sebzeler ve deniz ürünleri başrolde. Çilek, adaçayı, karides gibi malzemelerin şaşırtıcı uyumlarla bir araya geldiği tabaklar; ya da tütsülenmiş ve kürlenmiş ürünlerle yapılan küçük atıştırmalıklar, menünün hafızada kalan anlarından. Tüm deneyim boyunca hissedilen şey, hem teknik hem de malzemeyle kurulan saygılı bir ilişki.
Özel bir akşam, yıldönümü ya da Valencia’da “en iyi nerede yemek yenir” sorusuna güçlü bir cevap arayanlar için, Ricard Camarena kesinlikle listenin üst sıralarında. Rezervasyon şart ve menünün hakkını vermek için en az iki buçuk saate ihtiyaç var.
Restaurant Napicol
Valencia’nın birkaç kilometre kuzeyindeki küçük bir köyde, “topraktan sofraya” hissini yaşatan bir yer. Aile işletmesi olan Napicol’de tarım, mutfağın kenarında değil, tam kalbinde. Restoranın hemen yanında şef Chemo Rausell’in kullandığı sebzelerin bir kısmının yetiştiği organik bir bahçe var. O yüzden menü sabit değil. Mevsime göre sıklıkla değişiyor.
Napicol’ün mutfağı, gelenekle güçlü bir bağ kuruyor. Yavaş pişen güveçler, kaşıkla yenilen ev yemekleri, deniz ürünlerinin vitrinden seçildiği tabaklar ve elbette pirinç yemekleri. Burada pirinç yemekleri sipariş üzerine, beklemeye değer bir sabırla pişiriliyor.
Biz burada iki üç kişinin rahatça paylaşabileceği büyüklükte Paella Valenciana denedik. Menünün en geleneksel tabaklarından biri ve bölgenin “asıl paella” olarak kabul edilen tarifi. İçinde tavşan, tavuk, bazen ördek, salyangoz, zeytinyağı ve safranla pişen Valencia pirinci var. Tadının bu kadar “aromalı” olmasının sebebi de tam olarak bu.
Herkesin damak tadına göre olmayabilir, özellikle deniz ürünlü paellaya alışkın olanlar için farklı gelecektir. Menüde deniz ürünlü ve sebzeli alternatifler de var, yani paellayı kendi zevkinize göre seçmek mümkün.
Rezervasyon önemli. Özellikle paella ya da pirinç yemeklerinden sipariş etmek istiyorsanız, mutlaka bir gün önceden rezervasyon sırasında belirtmek gerekiyor. Napicol, Valencia’ya gelip yalnızca şehirde değil, mutfağın beslendiği coğrafyada da yemek deneyimlemek isteyenler için çok doğru bir durak.
Toshi Restaurant
Şehrin merkezinde, yalnızca on kişilik bir bar. Menü yok, seçim yok. Sadece şefin hazırladığı tadım menüsü var ve mutfak Japon teknikleri ile Akdeniz ürünlerini buluşturuyor. Odak çoğunlukla yerel sebzeler ve balıklar. Tabaklarda gösterişten çok denge ve lezzet ön planda.
Mutfağın felsefesi basit. İyi ürünü fazla süslemeden, olduğu gibi parlatmak. Amaç “abartıya kaçmadan, tadıyla mutlu eden tabaklar sunmak”. Tezgahta otururken arkadaki küçücük mutfağı izliyorsunuz. Tabaklar anında servis ediliyor.
Bazı kombinasyonlar ilk bakışta alışılmadık görünebilir ama denediğimiz tüm tabaklar son derecede uyumluydu. Pirinç tabakları ilginç ve özgün. Yine de asıl parlayan kısım balık ve deniz ürünleri. Şarap konusunda ekibin önerilerini dinlemek kesinlikle değerli. Tüm deneyim boyunca samimi, sakin ve odaklanmış bir atmosfer var.
Toshi’de tadım menüsü kişi başı 100euro idi. Rezervasyon burada da önemli, çünkü gerçekten minik ve yerler hızlı doluyor.
Forastera
Adını, şef Txisku Nuévalos’un Bilbao’lu eşine takıldığı sevgi dolu bir lakaptan alan Forastera, samimi bir çiftin birlikte yürüttüğü küçük ama özenli bir restoran. Menü, mevsime ve küçük üreticilere dayalı. Günlük bulunabilen malzemelere göre şekilleniyor ve az malzemeyle güçlü tatlar yakalamayı hedefliyor.
Burada à la carte yok. Şefin hazırladığı sürpriz tadım menülerinden birini seçiyorsunuz. Degustación daha kısa ve hafif bir seçenek. Daha dengeli bir deneyim arayanlar için sezonu merkeze alan Tot per l’aire menüsü var. Tatlılar ve peynirler de menüye eşlik ediyor. İçecekler ayrıca alınıyor ve tüm masaya aynı menü servis ediliyor. Alerjiler için mutfağın uyarlama yapabildiğini, ancak en az 48 saat önceden haber verilmesi gerektiğini belirtelim.
Forastera için küçük bir not. Restoran, 2026 yılında Bilbao’ya taşınmayı planlıyor. Bu yüzden Valencia’daki günleri sayılı. Eğer şehirdeyken yolunuz düşerse, yerel malzemeyle hazırlanmış bu sakin ve zarif mutfağı denemek güzel olabilir.
Hiro Restaurante
Klasik Japon mutfağını Valencia temposuna uyarlayan bir adres. Omakase deneyimi sakin bir ritimde ilerliyor. Balık kalitesi iyi, sunumlar sade. Aşırı iddialı değil ama güvenilir ve keyifli. Hiro Restaurante, aynı bölgedeki daha geleneksel Q’Tomas ve Barrafina ile aynı gruba ait. Tadım menüsü 65euro, sadece sushi tadım menüsü de tercih edebiliyorsunuz. Katalunya’dan Valencia’ya kadar olan sahil hattında küçücük yerleşimlerde bile Japon restoranları bulabiliyorsunuz. Genel olarak taze deniz ürünlerine ulaşımı olan her yerde bir Japon esintisi hissediliyor.
HABITUAL
Ricard Camarena’nın daha rahat formatı. Ferah bir mekân, büyük porsiyonlar ve Akdeniz odaklı, paylaşması kolay tabaklar. Öğle yemeği için çok pratik. Fiyat/performans dengesi başarılı.
Casa Montaña
1836’da kurulmuş, Cabanyal mahallesinin en sembolik adreslerinden biri. İlk yıllarında denizcilere ve limandaki gemilere yağ, şarap ve içki tedarik eden bir bakkaneyken, bugün tapas ve şarap odaklı bir restorana dönüşmüş. Yine de içeri girince dev fıçıları, mermer tezgahı ve tahtaları hâlâ o eski bodega hissini koruyor.
Mutfak, deniz ürünleri ve çevredeki bahçelerden gelen ürünlere dayanıyor. Menü mevsime göre değişiyor. Yerel üreticiler, organik seçenekler ve bölgeye özgü malzemeler öncelikli. Küçük tabaklar sade ama çok iyi düşünülmüş. Paylaşarak tatmak en doğrusu.
Şarap listesi başlı başına bir sebep. Yaklaşık altı yüz etiket arasından hem İspanya’nın farklı bölgelerini hem de güçlü Valencia seçkisini görebiliyorsunuz. Akşamüstü kısa bir durak için de, uzun bir tapas gecesi için de çok keyifli bir yer. Rezervasyon özellikle hafta sonu iyi fikir.
La Barra de Kaymus | Nacho Romero
Bar konseptinde, şef dokunuşuyla yükselen tabaklar. Tatlar cesur, servis canlı. Hem tek başına oturup hızlı bir şeyler yemek hem de uzun bir akşam yapmak mümkün. Samimi bir atmosfere sahip bu restorana bir öğlen yemeği için rezervasyon yaptırıp geldik. Menüden Bask bölgesinde baya sevdiğimiz cocochas pil pil, kendi yaptıkları çıtır çıtır ve bol zeytinyağlı focaccia, gildas, domatesli ve palamut salatası favorilerimiz oldu.
Central Bar
Mercado Central’in tam kalbinde. Alışveriş yapanların arasında hızlı ama iyi bir öğün. Günün ürünlerine göre değişen küçük tabaklar ve sandviçler. Pazar gezisinin doğal molası gibi.