48 Saat: İzmir, Türkiye

Antik liman şehrinden Levanten köşklerine uzanan çok katmanlı yapısı, köklü mutfak kültürü ve yepyeni sanat mekanlarıyla İzmir, tarih ve gastronomi meraklıları için eşsiz bir oyun alanı. İzmir’de bağ rotalarını, körfezi ve çevre köyleri detaylıca keşfetmek, kendi aracınızla Ege güneşi altında bu şehrin tadını çıkarmanın en iyi yolu. Çarşılardan butik sanat merkezlerine, antik dünyanın sütunlarından şehrin simgeleşmiş esnaf lokantalarına uzanan bu 48 saatlik yoğun seçki, hem görsel bir şölen arayanlara hem de hedonistlere hitap ediyor.

CUMA

15:00

1. Merhaba İzmir
Bu kısa seyahatteki merkez üssümüz Radisson Red İzmir Point Bornova‘ya check-in yapıyoruz. Türkiye’nin ilk Red’i olan bu yeni otel, standart bir konaklamadan ziyade şehrin dinamizmini yansıtan ve aynı zamanda evcil hayvan dostu bir yaşam alanı; böylece patili yol arkadaşlarımız da bu serüvende sorunsuzca eşlik edebiliyor. Eşyalarımızı odaya bırakıp vakit kaybetmeden rotamızı şehrin tarihi sokaklarına çeviriyoruz.

16:00

2. Bornova’nın Esnaf Zanaati ve Levanten Mirası
Eğer öğlen saatlerinde buralardaysanız ve özenli bir esnaf lokantası arıyorsanız Bornova’daki Zaim Usta harika bir başlangıç noktası olabilir. Bizim radarımızda ise heyecan verici bir sergi var: Mistral’in içerisinde Lucien Arkas Sanat Merkezi’ne giderek Centre Pompidou sergisinin özel ön gösterimiyle uluslararası bir sanat deneyimi yaşıyoruz. Centre Pompidou uzun bir süre tadilatta olacağı için dünyanın farklı yerlerindeki sanat kuruluşları ile anlaşmalar yaparak koleksiyonundaki bazı eserlerin dünyanın farklı noktalarında sergilemeye başlıyor. Türkiye’de ise işbirliği yaptıkları Arkas Sanat, İzmir için çok kıymetli bir işe imza atmış. Tabii biz ilk heyecanla hangi sanat merkezine gideceğimizi şaşırıp Konak’taki Arkas Sanat Alsancak’a gittik. Ancak Centre Pompidou’dan gelen Sonia & Robert Delaunay Sergisi 18 Temmuz’a kadar Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde sergileniyor. İzmir’de Alsancak, Göztepe, Mistral, Bornova (iki farklı köşkte), Urla ve Alaçatı olmak üzere pek çok farklı noktada Arkas’a ait sanat merkezleri bulunuyor.

Ardından vizörümüzü yüzyıllık ağaçların gölgesindeki tarihi dokuya, Levanten köşklerine çeviriyoruz. 19. yüzyılda Akdeniz’in en önemli limanlarından biri olan şehre yerleşen İtalyan, İngiliz, Hollandalı ve Fransız tüccarların mirası olan bu köşkler arasında yürüyüşe çıkıyoruz. Yine Arkas bünyesindeki Arkas Deniz Tarihi Merkezi‘nde rehberli bir tura katılıyoruz, BAYETAV Sanat’ta, Fernand Pagy Köşkü içerisindeki çok kimlikliliği anlatan sergiyi geziyor, ardından 5 yıllık özenli bir restorasyonla şehre kazandırılan Arkas Sanat Bornova‘ya (Mattheys Köşkü) geçiyoruz. Burada etkileyici Anadolu halıları koleksiyonunu inceliyor ve hatta bir dokuma atölyesine bile katılıyoruz. Köşkün aşırı beğendiğimiz kocaman bahçesinde sanatçı Verda Sipahi’nin taştan ürettiği köşk minyatürlerini görmeden dönmüyoruz tabii. Buradaki minyatürler aslında İzmir’deki ikonik Levanten köşklerinin birebir modelleri ve mini golf oyun parkuru olarak düzenlenmiş bu bahçe hikayelerle dolu.

Mesela Türkiye’nin ilk futbol müsabakasının 1877 yılında İzmir Bornova’da oynandığını biliyor muydunuz? Seramik sanatçısı Verda Sipahi, bu tarihi olayı ve İzmir’in futbol kültürünü onurlandırmak amacıyla Mattheys Köşkü bahçesinde “Aliberti Köşkü ve Futbol Topu” maketini tasarlamış.

20:30

3. Ege Akşamlarına Giriş
Günün finali için otelimize dönüyoruz. Terasın ferah ortamında, Ege’nin ılık akşam esintisine eşlik eden kokteyllerimizi yudumlayarak cuma gününü tatlı bir yorgunlukla sonlandırıyoruz.

CUMARTESİ

09:00

4. Bir İzmir Klasiği
İzmir’de güne başlamanın en sade ve lezzetli yolu, ürünü öne çıkaran pratik kahvaltılardan geçiyor. Alsancak’taki Zeynel Ergin Gevrek Fırını, İzmir ziyaretlerinde bizim için olmazsa olmaz. Fırından yeni çıkmış, dumanı tüten gevreklerin veya kumrunun yanına ufak eşlikçiler alarak İzmir usulü nefis bir kahvaltıyla güne hazırlanıyoruz.

10:30

5. Tarihin Kalbinde, Esnafın İzinde
Güne Konak Meydanı’nda Saat Kulesi’ni selamlayarak başlıyor ve İzmir’in kalbi Tarihi Kemeraltı Çarşısı’na dalıyoruz. Eski kaynaklara göre bir iç liman olan ve 12. yüzyıldan kalma bir Bizans yapısı etrafında şekillenen bu ticaret merkezi, tarih boyunca kervansaraylara ve ticarethanelere ev sahipliği yapmış. Bir zamanlar Neon Kastron, Ceneviz Şatosu ve Hisar gibi isimlerle anılan kalenin izlerini taşıyan sokaklarda, 1744 yapımı Kızlarağası Hanı’na tanıklık ediyoruz. Gastronomi peşinde koşanlar için burası devasa bir labirent: Kuyum Pide‘de nefis tahinli pideyi tadabilir, 1949’dan beri hizmet veren Gül Kebap‘a uğrayabilir ve Söğüşcü Celal‘de İzmir’in imza sokak lezzetlerinden söğüşü deneyebilirsiniz. Zeytinyağlılar ve tencere yemekleri içinse Kısmet Lokantası bizim favorimiz. İzmir’e dair daha fazla mekan ve gezi önerisi için rehberimize buradan göz atabilirsiniz.

14:00

6. Alsancak: Fırınlar, Yeni Nesil Mekanlar ve Sanat

Kordon’a doğru geçerken Alsancak sokaklarında mola veriyoruz. Şehrin hafızasında yer etmiş Reyhan ve Sevinç Pastaneleri her zaman saygıyı hak etse de, bizim favorilerimiz şehrin daha yeni nesil dükkanları. Fransız pastane ürünleri için Arpege, Marilen Atelier ve Neuf Patisserie radarınızda olmalı. Ancak Berliner, kiş ve menüye yeni eklenen sandviçleriyle Gizem Kuzu Bakery, her gidişimizde muhakkak uğradığımız bir nokta. Kruvasan için Smör the Bakery ve Leone Patisserie & Boulangerie, ekmekleriyle I’m Bread sevdiğimiz başlıca fırınlar.

Öğle saatlerinde Alsancak civarında daha lokal bir yemek isterseniz; zeytinyağlılar için Balmumu Lokanta ile Boho Lokal, Boşnak usulü ev yemekleri için Ayşa Boşnak Börekçisi harika alternatifler.

17:30

7. Ege Teruvarı ve Gastronomi Alternatifleri
Güneş yavaş yavaş alçalırken direksiyona geçip rotayı İzmir’in bağ yollarına çeviriyor, yerel üzümlerin izini sürdüğümüz butik bir şarap tadımına katılıyoruz. Akşam yemeği için Kordon’un nitelikli mekanlarından birinde klasik bir Ege balık sofrası kurabilir veya merkezdeki şef restoranlarını tercih edebilirsiniz.

20:00

8. Antik Çağda Gece Yürüyüşü
İzmir trafiğine hiç girmeden yaklaşık bir saatlik keyifli bir sürüşle Selçuk’a, Efes Antik Kenti’ne ulaşıyoruz. Antik kenti gün batımı ile görmek gezinin açık ara en büyüleyici anı. Gece Müzeciliği kapsamında, ustaca aydınlatılmış Celsus Kütüphanesi’nin devasa sütunları arasında antik dünyanın mistik atmosferini gece serinliğinde seyrediyor ve 21:00’deki ışık gösterisini izleyerek günü taçlandırıyoruz. Faydalı Bilgi: Efes Antik Kenti Gece Müzeciliği, Çarşamba’dan Cumartesi’ye 19:00-23:00 saatleri arasında açık. Giriş için Müzekart + 200 TL bilet ödemesi yapılıyor (18 yaş altı ve 65 yaş üstü misafirler için ücretsiz). Kapıdaki bilet kuyruğunu hesaba katarak zamanlıca gelmenizde fayda var. Gün batımını kaçırmak istemezsiniz.

PAZAR

10:00

9. Tatlı Bir Veda ve Otel Deneyimi 
Otelimizin mükellef ve taze ürünlerle dolu kahvaltısıyla pazar sabahını yavaşça karşılıyoruz. Hafta sonu boyunca sakladığımız enerjimizi check-out öncesinde otelin padel kortlarında düzenlenen ufak bir turnuvada atıyor, ardından gym’de son antrenmanımızı yapıyoruz. Teras havuzunda serinleyip Radisson Red’in spa’sında haftanın tüm yorgunluğunu sulara bıraktıktan sonra kamera çantalarımızı toplayıp bir sonraki keşfe kadar şehre veda ediyoruz. Türkiye’nin ilk Radisson Red otelinin İzmir’de kapılarını açması kesinlikle bir tesadüf değil. Dinamik, yenilikçi, kasıntıdan tamamen uzak ve samimi atmosferiyle; bu otel tam da İzmir’in özgür ruhuna çok yakışmış.

12:00
10. Şehir Dışına Kaçış ve Alternatif Rotalar
İzmir’den günübirlik yola çıkıp aslında çok daha uzun kalmak isteyeceğiniz pek çok kıyı ve doğa rotası bulunuyor. Vaktinize ve yönünüze göre şu rotalardan birini programınıza mutlaka eklemelisiniz:

  • Tire & Kaplan Köyü: Tarihi salı pazarı, muazzam nadide kitap koleksiyonuyla Necippaşa Kütüphanesi ve Ayhan Usta’nın dondurması bizim Tire’ye gitmek için başlıca bahanelerimiz. Kuyu kebapçı Babaoğlu veya Şiş Kebapçı Şükrü’den sonra, Kaplan Dağ restoranında gün batımına karşı keşkek yemeden dönmeyin.
  • Selçuk & Şirince: Cumartesi akşamı Efes’in gece atmosferini soluduktan sonra, pazar rotanızı bu bölgeyi gündüz gözüyle keşfetmeye ayırabilirsiniz. Çam ve zeytin ağaçları arasından kıvrılarak tırmandığımız yolların ardından ne yazık ki biraz kitle turizmine heba edilmiş olan bir köye, Şirince’ye ulaşıyorsunuz. Şirince’nin eski Rum evleri ve dar sokakları arasında yürümek her şeye rağmen hala keyifli. Bölgede sevdiğimiz bir işletme olarak Güllü Konakları’nı tavsiye edebiliriz, bu bölgenin bağ rotalarını keşfetmek için Yedibilgeler’i listenize mutlaka ekleyin.
  • Ödemiş & Birgi: Cumartesi kurulan yerel pazarı, güne başlarken yenilen bol maydanozlu Töngül pidesi ve Dostol ile Hurşit’te yiyebileceğiniz Ödemiş köftesi meşhur. Eski bir beyliğin başkenti olan Birgi’de ise 18. yüzyıldan kalma ahşap işçiliğiyle ünlü Çakırağa Konağı’nı, Nar Danesi’ni ve dağ yolundaki terkedilmiş gizemli Lübbey köyünü keşfedebilirsiniz.
  • Bayındır: Fidancılığıyla meşhur eski bir Rum yerleşimi olan ilçeye cuma günü kurulan semt pazarı için pek çok ziyaretçi geliyor. ve özellikle Efeoğlu Pide’de yiyeceğiniz etli ekmekler (minik pideler) için mutlaka uğramalısınız.
  • Özbek: Urla yönüne doğru muhteşem ağaçlı yollardan geçilerek ulaşılan aşırı sakin bir köy; sahilde Akın’ın Yeri lezzetli bir deniz ürünleri restoranı, daha salaş bir seçenek ararsanız aynı sahildeki Can’ın Yeri listenizde olsun.
  • Bergama: Pergamon tapınağı, Kızıl Avlu, Asklepion Örenyeri gibi tarihi zenginliklerini keşfetmek tek başına bir ziyaret sebebi ama lezzetli yemekleri, Kale mahallesindeki tarihi konakları veya Kozak yaylasını görmek için de yolunuzu Bergama’ya düşürebilirsiniz.

İlginizi çekebilecek rehberler:

Arama